Hematoloji

Hematoloji

Hematoloji alanında sonuç almak için kullanılan kan testleri; tam kan sayımı, sedimantasyon ve koagülasyondur.

Tam kan sayımı; kandaki hücre sayısının ve oranının belirlenmesi amacıyla yapılır. Sağlığımız hakkında genel değerlendirmelerde kullanılan kan testidir. Kişilere uygulanan tedaviye cevap alınması hakkında bilgi almak amacıyla da yapılır.  Tam kan sayımı ile lökositler, eritrositler ve trombositler ile ilgili hesaplamalar yapılır. Lökosit sayısını ölçmek amacıyla yapılan testte savunma sistemi ile ilgili bilgi alınır. Vücudumuz herhangi bir hastalığa karşı kendini savunması için akyuvar hücrelerini ön plana çıkarır. 

Hematoloji Muayenelerinde Tam Kan Sayımı

Hematoloji kan ve kan rahatsızlıkları ile ilgilenen bir bilim dalıdır. Kan hücreleri eritrositler, lökositler ve trombositlerdir. Eritrositler yani alyuvarlar yapısı itibari ile kana kırmızı rengini vermektedir. Oksijen ve karbondioksitin taşınması alyuvarlar aracılığı ile yapılır. Lökositler yani akyuvarlar ise vücuda giren herhangi bir mikroorganizmaya karşı savaş veren hücrelerdir. Trombositler pıhtılaşmayı sağlayan kan hücreleridir, vücut herhangi bir kanama ile karşı karşıya kaldığında trombositler bir araya gelerek kanamayı önler.

Vücudumuzda bulunan 5 farklı beyaz kan hücrelerinin sayımı önemlidir. Çünkü beş beyaz kan hücresi vücudun enfeksiyonlara karşı korunmasında farklı görevler üstlenir. Azlığı ya da çokluğu bazı hastalıkların işareti olmaktadır. Kırmızı kan hücreleri için de aynı durum geçerlidir, protein taşıyan kırmızı kan hücrelerindeki artış ve azalış da önemlidir. Trombositlerde artış olduğunda, trombositlerin hacmi(MPV) de artmaktadır. Kemik iliğindeki trombosit üretiminde de artış olacaktır bu değer (MPV) ile ilgili bilgi verir. Kırmızı kan hücrelerinde büyüme görüldüğünde bu değer yükselir. MCV azaldığında kırmızı kan hücrelerinde bir azalma görülür bunların sonucu bize demir eksikliği veya B12 vitamini eksikliği ile ilgili bilgiler sağlar. Ortalama ne kadar oksijen taşındığı ile ilgili bilgi veren değer hemoglobin (MCH) değeridir.

Hangi Durumlarda Hemogram Testi İstenir?

Hematoloji branşına başvuruda bulunan hastaların genel şikayetleri halsizlik, yorgunluk hissi, çarpıntı, ateş, sık öksürük, kemik ve bel ağrıları, bezelerde büyüme, kilo kaybı şeklindedir. Bu belirtilerinin bazıları yapılan testler sonucunda lösemi hastalıklarına, anemiye işaret etmektedir. Hematoloji branşındaki rahatsızlıklar için birden fazla farklı testler de istenebilir. Kemik iliğinin incelenmesi, kana mikroskopik merceklerde bakılması, B12, folik asit ve vitamin değerlerinin araştırılması, kan pıhtılaşması araştırması, kan hücrelerinin ve protein yapılarının incelenmesi vb. tahlillerde tanı konulmadan önce araştırılması gereken kalemlerdir.

Sedimantasyon

Vücudumuzda en fazla bulunan kırmızı kan hücreleri yani eritrositlerdir. Alyuvarların ne kadar süre ile dibe çöktüğünü anlamak amacıyla yapılan işlem sedimantasyondur. Kelime anlamı olarak da sedimantasyon dibe çökme, birikme anlamına gelmektedir.

Pıhtılaşma Testleri (Koagülasyon)

Kan hastalıklarının teşhis edilmesinde uygulanan testlerden biridir. Hematoloji için önemli bir testtir çünkü lösemilerin, aneminin ve enfeksiyon hastalıklarının teşhisinde kullanılır. 

Protromin zamanı (PT)

Protrominin amacı kanın pıhtılaşmasını sağlamaktır. PT, bu pıhtılaşmanın süresini gösterir. Karaciğerde, protein ve K vitaminin varlığında gerçekleşen kanın pıhtılaşma süresi ölçülür. Karaciğerde bir hasar gerçekleştiğinde pıhtılaşma gerçekleşmiyor olabilir. 

APTT

Kanama ile ilgili her riskin değerlendirilmesi için yapılan bir testtir. Ameliyatlar öncesi istenmektedir. Sağlıklı bir birey için normal APTT değeri 26-35 saniyeleri arasında seyreder. Yüksekliğinde vücutta kendiliğinden gerçekleşen kanamalar meydana gelir. 

TT (Trombin Zamanı)

Test gerçekleşirken, trombin eklenir ve yine pıhtının ne kadar sürede gerçekleştiği ölçülmektedir. Pıhtılaşmanın gerçekleştiği son basamakta fibrinojenden fibrine geçişin ne kadar sürede olduğunu saptar. 12-16 saniyeler arasında pıhtılaşmanın gerçekleşmesi beklenir.

KANSIZLIKLAR (ANEMİLER)

Bu grup hastalıklar arasında demir eksikliği anemisi (DEA), folik asit eksikliği, B12 eksikliği gibi kansızlık nedenleri bulunmaktadır.

Hemolitik anemiler olarak tanımlanan kansızlıklar, alyuvarların aşırı yıkımları sonucu oluşan kansızlıklar olup doğumsal ya da edinsel olabilirler. Akdeniz anemileri (talasemiler) ve anormal hemoglobin varlığı ile birlikte olanlar (hemoglobinopatiler) bunlara örnek olarak verilebilir. Günümüzde bu hastalıkların hafif klinik gidiş gösteren şekilleri daha yaygındır.

Kemik iliği yetmezlikleri genellikle kansızlık yanında, akyuvar (lökosit) ve trombosit (platelet) azlığı ile birlikte olan daha sorunlu hastalıklardır.

KANAMALAR (KANAMA DİYATEZLERİ)

Derideki ufak bir morluktan, çeşitli organlarımızı ilgilendiren kanamalara neden olabilecek geniş bir hastalık grubunu oluştururlar. Burun kanamaları, adet düzensizlikleri, mide kanamaları gibi belirtilerle ortaya çıkabilirler.

Kanamalar; damar, trombosit ya da pıhtılaşma (koagülasyon) faktörlerine bağlı olabilirler. Örneğin, çok çeşitli nedenlere bağlı trombositopeniler (trombosit azalmaları) bu grup içinde önemli bir yer tutarlar.

LENFOMALAR

Her yaşta görülebilen bu grup hastalık lenf bezleri, dalak, karaciğer, kemik iliği gibi birçok organ ve dokuyu tutarak çok önemli sorunlara neden olabilirler. Hastalığın alt tipine (patolojisine ) ve yaygınlığına bağlı olarak tedavi yaklaşımları da çok farklı olabilir.
LÖSEMİLER

Büyük çoğunluğu lökositlerle (akyuvarlar) ilgili olan, bazıları hızlı (akut), bazıları da yavaş (kronik) bir gidiş gösteren çok önemli bir hastalık grubudur. Akut ve kronik lösemiler hastanın yaşı, hücrelerin tipi, hastalığın genetik özelliklerine göre çok farklı tedavi seçenekleri ile tedavi edilirler.
PLAZMA HÜCRE HASTALIKLARI (PHH)

Plazma hücrelerinin değişik oranlarda artışı ve çeşitli organlarda tutuluma (infiltrasyon) neden olmasıyla ortaya çıkan bir grup hastalıktır. Multipl miyeloma (MM), Waldenström makroglobulinemisi (WM) gibi daha çok orta ve ileri yaşlarda görülebilen hastalıklar bu gruptadırlar.
KRONİK MYELOPROLİFERATİF HASTALIKLAR

Sıklıkla dalak büyüklüğü (splenomegali), lökositlerin genç hücreleri ve trombositlerde artışla ortaya çıkan bir grup kronik hastalıktır. Primer polisitemi (polisitemia vera - PV), esansiyel trombositoz (ET), primer myelofibrozis (PM) gibi hastalıklar bu grup içinde incelemektedir.

KÖK HÜCRE TRANSPLANTASYONU (KÖK HÜCRE NAKLİ) VE DİĞER TEDAVİLER

Kan transfüzyonları, alyuvar (eritrosit), trombosit (platelet) gibi kandan özel cihazlar kullanarak elde edilen çeşitli hücrelerin, daha sonra damar yoluyla hastalara verilmesiyle gerçekleştirilir. Tedavilerde ayrıca alyuvarların, akyuvarların, trombositlerin oluşumunu uyaran çeşitli ilaçlar da kullanılmaktadır.

Kök hücre transplantasyonu kemik iliği yetmezlikleri, lenfomalar, lösemiler, plazma hücre hastalıkları, bazı solid tümörler ve diğer bazı hastalıklarda kullanılan önemli bir tedavi seçeneğidir.

Kök hücre transplantasyonunda hastanın kendi kök hücreleri kullanıldığında otolog, hastanın dışında bir kişinin kök hücreleri kullanıldığında allojenik transplantasyondan söz edildiği anlaşılır. Kök hücre kaynağı çevresel (perferik) kan, kemik iliği ya da kordon kanı olabilir. Kök hücre vericileri (donörler) akraba ya da akraba olmayan kişiler olabilir. Transplantasyonlar, bu özellikleri dikkate alınarak allojenik, otolog ya da akraba dışı transplantasyonlar olarak tanımlanırlar.

Değerli Yorumlarınızı Bekliyoruz.

 
 
   
 
Copyright © 2020 KORU SAĞLIK GRUBU