Kadın Hast. ve Doğum

Lohusalık Dönemini Rahat Geçirmek İçin 5 Öneri
Kadın Hast. ve Doğum

Lohusalık Dönemini Rahat Geçirmek İçin 5 Öneri

    Lohusalık Dönemini Rahat Geçirmek İçin 5 Öneri

     

    Kadınların doğumdan sonra, vücutlarının yeniden gebelik öncesi duruma dönmeye çalıştığı süreç lohusalık olarak adlandırılır. Annenin sağlıklı bir şekilde iyileşmesi ve doğumdan kalan izlerin de ortadan kalkması için bu süreçte iyi bir öz bakım gereklidir. Lohusalık döneminde annede bazı değişiklikler yaşanabilir. Bu değişikliklerin bazıları normaldir ve lohusalık döneminin belirtileri olarak kabul edilir. Olağan değişimler şu şekilde sıralanabilir:

    • Rahim Küçülmesi: Doğumdan hemen sonra anne rahmi, karın üzerinden el ile hissedilebilecek kadar büyüktür. Doğum ile birlikte rahmin içinin boşalmasıyla birlikte, her geçen gün bir miktar küçülme yaşanır. 4 ila 6 hafta arasında ise rahim tamamen gebelik öncesi haline ulaşır ve elle fark edilmesi olanaksız hale gelir.
    • Lohusalık Akıntısı: Kadınlarda görülen vajinal akıntıların bir kısmı olağan, bir kısmı ise çeşitli hastalıkların habercisidir. Lohusalık döneminde görülen akıntılar tamamıyla normaldir. Bu dönemin ilk başında koyu kırmızı renkli ve yoğun kıvamlı bir akıntı yaşanabilir. Akıntının miktarı ilk günlerde fazladır. Gün geçtikçe hem akıntının rengi daha açık hale gelir hem de miktarı azalır. Lohusalığın sonuna doğru da tamamıyla kesilir.
    • Aşırı İdrara Çıkma: Doğumun ilk günlerinde mesane tam olarak boşaltılamaz ve idrar birikimi yaşanır. Doğumdan sonraki birkaç günde ise idrar miktarı artar. Sıvı tüketimi az olduğunda bile günlük 2-3 litre arasında idrar üretimi görülebilir.
    • Aç ve Susuz Hissetme: Doğum ile birlikte vücudun büyük oranda besin kaybetmesi, karbonhidrat ve protein miktarının azalmasına yol açar. Bu durum lohusalık süreci boyunca annenin sürekli aç ve susuz hissetmesine neden olur. Ayrıca çocuk emzirmek de bu açlık ve susuzluğun bir diğer nedenidir.
    • Deri Değişimleri: Gebelik esnasında karın bölgesinde yaşanan gerilmeler, deri rengi üzerinde de değişimlerin yaşanmasına neden olur. Doğumdan sonraki süreçte ise deri yavaş yavaş eski halini almaya başlar. Bazen renk değişimi günden güne gözlemlenebilir.
    • Duygusal Değişimler: Gebelik süreci boyunca yaşanan hormon değişimleri, doğumdan sonraki birkaç haftada da devam eder. Bu süreçte anne zaman zaman kendini mutsuz hissedebilir ya da daha farklı duygusal davranışlar sergileyebilir. Bu belirti genellikle iki hafta içerisinde ortadan kalkar. Daha fazla devam etmesi durumunda doğum sonrası depresyon riski ortaya çıkar.

     

    Bahsedilen belirtilerin tamamı, doğumdan sonraki lohusalık sürecinde kadınlarda görülebilir. Bunlara ek olarak vücutta ağrıların azalması, sürekli terleme, geceleri titreme ve ateş gibi belirtiler de eşlik edebilir. Lohusalık dönemi boyunca bu belirtilerin tamamı normaldir ve herhangi bir şekilde doktor muayenesi gerektirmez. Bu süreçte hem annenin kendine iyi bakması hem de çevresindekiler tarafından iyi bakılması, sorunsuz bir lohusalık geçirilmesine yardımcı olur. Lohusalık dönemini rahat geçirebilmek için dikkat edilmesi gereken bazı noktalar mevcuttur.

     

    Enfeksiyon Riski İçin Dış Üreme Organlarının Temiz ve Kuru Olmasına Özen Gösterilmelidir

     

    Lohusalık döneminde en çok korkulan durumlardan biri enfeksiyonlardır. Gebelik ve doğum ile birlikte zaten zayıflamış olan bağışıklık sistemi, herhangi bir enfeksiyon ile karşılaşması durumunda aşırı tepki gösterebilir. Lohusalık süreci boyunca enfeksiyondan korunabilmek için çeşitli tedbirlerin alınması gerekir. Dış üreme organlarının temiz ve kuru tutulması da bu önlemler arasındadır. Bakteriler, mantarlar ve enfeksiyonlar nemli ortamlarda daha hızlı ortaya çıkar ve gelişir. Dış üreme organlarının nemli olması ya da yeteri kadar temiz olmaması, bu zararlı organizmalar için mükemmel bir yaşam ortamı oluşturur. Enfeksiyon yaşanan bireylerde idrar esnasında yanma, vajinal bölgede kaşıntı, şişlik ve kızarıklık gibi belirtilere rastlanır. Ayrıca vajinal akıntılar da yaşanabilir. Enfeksiyon nedeniyle yaşanacak vajinal akıntılar ile lohusalık döneminin kendine has akıntılarının karıştırılmaması gerekir. Daha önce de bahsedildiği gibi, lohusalık dönemi akıntısının rengi koyu kırmızıdır. Enfeksiyon nedeniyle meydana gelen akıntılarda ise koyu kahverengi renkte ve parçacıklı yapıda akıntılar yaşanır. Lohusalık döneminde enfeksiyonların yaşanması, vücudun zaten hassas olan dengesinin daha fazla bozulmasına ve zorlu bir süreç geçirilmesine yol açabilir. Bu yüzden de enfeksiyona karşı gerekli tüm tedbirlerin alınması gerekir. Enfeksiyon belirtilerine rastlanması durumunda hekime başvurmak için zaman kaybedilmemelidir.

     

    Dikişlere Zarar Verebilecek Her Türlü Hareketten Kaçınılmalıdır

     

    Doğum esnasında atılan dikişlerin zarar görmesi ya da açılması, lohusalık döneminde en sık korkulan durumlardan biridir. Dikişlerin açılması durumunda kanamalar yaşanabilir. Dikişlerin atması hastanede değil de evde olursa, hayati sorunlar da ortaya çıkabilir. Bu yüzden de lohusalık süreci boyunca zorlayıcı işlerden kaçınılması gerekir. Ağır ev işleri yapmamak, mümkünse çalışmadan dinlenmek tavsiye edilir. Bu süreçte kişinin kendine iyi bakması ve yakınlarının da bu öz bakımı desteklemesi, annenin daha erken ayağa kalkmasına yardımcı olur. Fiziki hareketlerin yanı sıra banyoda da dikişlerin atmaması için dikkatli olmak gerekir. Yeni doğum yapmış kadınlar, doğumdan üç gün sonra banyo yapabilir. Ancak banyo esnasında oturmak ya da küvete girmek, tavsiye edilmeyen hareketlerdir. Lohusalık süreci boyunca ayakta durarak banyo yapmak, daha sağlıklıdır. Ameliyat bölgesinin kapatılmasına gerek yoktur.

     

    Beslenmeye Dikkat Edilmeli ve Bol Miktarda Sıvı Tüketilmelidir

     

    Sağlıklı ve düzenli beslenme, insan yaşamının her dönemi için büyük önem taşır. Doğru beslenemeyen kişilerde çeşitli sağlık sorunları ortaya çıkar. Lohusalık durumu söz konusu olduğunda bu durum daha da önemli hale gelir. Bu süreçte annenin doğru beslenmesi, yalnızca kendi sağlığı için değil; çocuğun sağlığı için de büyük öneme sahiptir. Zira annenin aldığı tüm besinler, emzirme yoluyla çocuğa da geçer. Bu yüzden her şeyden önce alkol ve sigara kullanımından uzak durulması gerekir. Bunlar çocuğun sağlığı üzerinde hem o anda hem de gelecek hayatında çeşitli olumsuzlukların ortaya çıkmasına neden olabilir. Ayrıca kafein miktarı fazla olan kola, kahve ya da asitli içeceklerden de uzak durulması gerekir. Kafein içeren içecekler, çocukta huzursuzluk yaratabilir ve uykusuzluk sorununa neden olabilir. Ayrıca anne sağlığı açısından da lohusalık süreci boyunca kafein içeren içeceklerden uzak durulması gerekir. Hem annenin hem de bebeğin sağlığı için süt, ayran, yoğurt, sebze, meyve ve protein kaynağı olarak et ile yumurta bol miktarda tüketilebilir. Ancak kavun, erik, üzüm, mandalina ve portakal gibi posalı yiyecekler gaz sorununa yol açabileceği için daha dikkatli tüketilmeleri gerekir. Haşlanarak tüketilen yeşilliklerin çok fazla haşlanmadan tüketilmesi, içerisindeki besinlerden daha iyi yararlanabilmesi adına tavsiye edilir. Yeşillikler ile süt ve süt ürünleri, aynı zamanda süt kalitesinin artmasına da yardımcı olur. Halk arasında, şerbetler ile şekerli besinlerin anne sütünü arttırdığı ve kalitesini yükselttiği yönünde yanlış bir inanç vardır. Ancak bunun herhangi bir gerçekliği yoktur. Aksine, annenin yüksek miktarda şekerli besin tüketmesi, çocuğa aşırı şeker yüklenmesine yol açar. Özellikle lohusalık süreci boyunca şeker, çikolata, şerbet ve şerbetli tatlılardan uzak durulması gerekir.

     

    Yeterli Düzeyde Fiziksel Hareket Yaparak Bağırsakların Çalıştırılması Sağlanmalıdır

     

    Lohusalık döneminde bağırsakların düzenli şekilde çalışmasına da dikkat edilmelidir. Sindirim sisteminde görülen aksaklıklar, çeşitli rahatsızlıkların ortaya çıkmasına neden olabilir. Esasında lohusalık dönemi içerisinde kabızlık sık görülen bir durumdur. Bu da genellikle hareketsizlikten kaynaklanır. Bağırsak sisteminin çalışmaya devam edebilmesi için küçük hareketler, ev içi egzersizler ve ev içinde yürüyüşler yapılabilir. Hareket yapılırken, daha önce de vurgulandığı gibi dikişlerin zorlanmamasına da özen gösterilmelidir. Ayrıca sindirim sisteminin fonksiyonunu desteklemek için kefir tüketimi ya da az şekerli kompostoların tüketilmesi de mümkündür. Ancak bunlarda da dengenin korunmasına dikkat edilmesi gerekir. Komposto için kullanılacak meyvenin, çocuğu rahatsız etmeyecek nitelikte olması da göz ardı edilmemelidir.

     

    Dikiş Bölgelerinde Anormallik Görülmesi Halinde Doktora Başvurulmalıdır

     

    Lohusalık döneminde ilgili hususların göz önünde bulundurulması, sağlıklı ve sorunsuz bir lohusalık geçirebilmek adına büyük önem taşır. Ancak bazen tüm tedbirler alınsa bile farklı nedenlerden dolayı dikişlerde olumsuz durumlar meydana gelebilir. Dikiş bölgesinde ya da etrafına anormalliklerin tespit edilmesi durumunda zaman kaybedilmeden hekime başvurulması gerekir. Doğumu yaptıran kadın hastalıkları ve doğum uzmanı ile görüşmek daha isabetli olur. Zira hekimler, kendi hastalarını daha yakından takip edebilir ve durumlarına dair daha net bilgi sahibidirler. Bu yüzden de doğum ve lohusalık süresi boyunca zorunlu olmadığı sürece doktor değişiminden uzak durulmalıdır. Lohusalık dönemi boyunca çeşitli komplikasyonların ortaya çıkma ihtimali, az da olsa vardır. Bu yüzden hem annenin kendini sürekli takip ve kontrol etmesi hem de çevresinde bulunan insanların, annenin durumunu takip etmesi gereklidir.