Kadın Hast. ve Doğum

Genital Siğiller HPV Virüsü
Kadın Hast. ve Doğum

Genital Siğiller HPV Virüsü

HPV Virüsü

İnsan papilloma virüsü (HPV), papillomavirus ailesinden olup, deri ve mukozal yüzeylerdeki tabaka hücrelerini enfekte eden bir DNA virüsü olarak karşımıza gelmektedir.

1970'lerden itibaren HPV ve kanser ilişkisi üzerinde çalışmalar yapılmış ve bulgularla birlikte günümüzde önemli bilgilere ulaşılmıştır. Şimdiye dek 200'den fazla tipi belirlenmiştir. Penis, vajina, vulva, anüs gibi mukozal bölgelere tutunarak bu bölgelerde ilerleyip uzun süre içinde kansere neden olabilmektedir. Virüsün erkekte ve kadında kanser oluşumun (Mukozal bölgeler) yol açan türleri arasında 16 ve 18 numaralı genotipleri, serviks, vulva, vajina ve penis kanserleri yönünden en fazla riski olan türlerdir. Dünya üzerindeki yaşı 50’ye ulaşmış kadınların neredeyse %80’inin yaşamları boyunca en az bir kere bu virüs ile enfekte olduğu tahmin edilmektedir. Dünya üzerindeki kadın ve erkeklerde ise bu oran %60’dır.

Özellikle dünya üzerinde serviks(Rahim ağzı) kanserine sahip olan kadınlardan her iki dakikada birinin hayatını kaybettiği, meme kanserinden sonra en sık rastlanılan kanser türü olduğu düşünülürse ciddiye alınması gereken bir virüs tipi olduğunu söylenebilir. Ölüm sayılarının hasta sayılarının yaklaşık olarak yarısına eşit olduğu kabul edilmektedir. Tüm bu veriler serviks kanserinin önemini kanıtlar niteliktedir

Toplumda yapılan çalışmalar serviks kanseri için en büyük risk faktörünün HPV virüsünün enfeksiyonu olduğunu göstermektedir.  Diğer taraftan HPV virüsü enfeksiyonu son derece yaygın bir enfeksiyondur. Amerika Birleşik Devletleri'nde yapılan çalışmaların verilere göre dünyada cinsellik konusunda aktif insanların yaşamları boyunca HPV ile enfekte olma olasılığı en az %50 olarak ifade etmiştir.  Bununla birlikte serviksteki HPV enfeksiyonlarının çoğu belirti vermemekle birlikte görülen enfeksiyonlarının %90'ından fazlası iki yıl içeresinde kendiliğinden yok olabilmektedir. Sonuç olarak ifade edilen; serviks kanseri sıklığının azaltılması HPV enfeksiyonlarının tanınması yolu ile birlikte mümkündür.

HPV adlı virüse, sadece yetişkinlerde değil; çocuklarda da rastlanabilir. Çocuklarda görülmesinin nedenleri arasında bulaş kaynağı objeler ve yüzeylerden direkt olmayan bulaşma vardır. Aynı zamanda cinsel olarak kötüye kullanılma, vajinal doğum, süt verme, transplasental geçiş ve meni de sebeplerdendir. Ancak ortalama görülme yaşı 50 civarlarında olup, 35-39 ve 60-64 yaşlarında yükselişe geçer. Her yaş grubunda ciddi sağlık sorunlarına neden olan virüse karşı son yıllarda geliştirilen aşı, toplumda virüsün neden olduğu enfeksiyonları %100 olarak önlediği yapılan çalışmalar sonucu belirlenmiştir. Bu yüzden zamanında, geç kalmadan aşı olmak çok önemlidir.

Aşı 2006 yılında onaylanmıştır ve hemen kullanıma sunulmuştur. Bir tür aşı yalnızca hiç cinsel ilişki yaşamamış genç kızlara değil, erkeklere de yapılabilmektedir. Ancak bu aşı Türkiye’de bulunmamaktadır. HPV aşısı 3 doz olarak verilmeli, 11 yaşlarında olan kızlara rutin yapılması önerilir. Aşı en erken dönem olarak 9 yaşında başlanabilmektedir. 15 yaşından sonra aşıya verilen bağışıklık tepkisi azaldığından aşının erken yaşta yapılması çok büyük önem arz eder.

Cinsel yolla bulaşan ve 200’den fazla tipinin belirlendiği söylenen virüsün 40’ı genital siğiller denilen enfeksiyona sebebiyet vermektedir. Virüs kişiye bulaştıktan sonra genellikle bağışıklık sistemi tarafından baskılanıp bir yıl kadar hatta bazı kişilerde 5-6 yıla kadar belirti vermemektedir. Ancak bağışıklık sistemi tarafından baskılanamadığı, kişinin bağışıklık sisteminin zayıf olduğu, başka cinsel yolla bulaşan hastalıklara sahip olduğu durumlarda; genital bölgelerde ten rengi, açık kahverengi, koyu kahverengi karnabahar şeklinde siğil veya siğil topluluklarına sebep olmaktadır. Bu siğiller çoğu zaman kişilerce et beni sanılıp önemsenmemekte, ten renginde veya pürüzlü olmadığında deriyle bütünleştiğinde ise fark edilmemekte, bir sağlık kuruluşuna başvurulmamaktadır. Bazı durumlarda veya kişilerde kaşıntı, ağrı, cinsel ilişki sırasında biraz ağrı ve kanama yaptığında ciddiye alınmakta ancak ilerleyen siğillerde kişiler geç kalmış olabilmektedir. Bazı kişiler ise cinsel sağlık kontrollerine karşı önyargıyla yaklaşmakta hatta doktor kontrolünden korkmakla bu konuda geç kalabiliyor. Geç kalınan durumlarda basit yollarla çözüm sağlanamamakta hatta kansere doğru ilerlediği görülebilmektedir.

Virüs her zaman sayılan belirtileri vermese de vücutta bulunur; yakın cilt teması ile bulaşabilir.

Morfoloji

Papillomavirus ailesinden olan virüs; on iki köşeye sahip üç boyutlu geometrik yapıda, zarfsız, 55 nanometre boyunda 72 kapsomerli bir virüs olarak görülmektedir. 200’den fazla tipi olan HPV virüsünün yaklaşık 40 tipinin mukozal (Genital siğillere neden olan) , geri kalan tiplerinin ise mantar enfeksiyonu yaptığı bilinmektedir. Mukozal enfeksiyon yapanlardan yüksek onkojenik (Tümör oluşturabilen) riske sahip olan 16 ve 18 suşlarının genital kansere yol açma oranı %70 iken, düşük onkojenik riske sahip 6 ve 11’in genital siğillere yol açma oranı %90 olarak bilinmektedir.

Genital Siğil Belirtileri

Genital siğil kabarcıklı, toplu iğne başı veya biraz daha büyük bir yapıya sahip; bazı durumlarda toplu halde görülebilen yapıdadır. Toplu halde görüldüklerinde karnabahar görünümünde kendilerini belli ederler. Toplulaşmış halleri özelleşmiş bir yapı olarak göründüğünden tespit edilmesi, hekim tarafından kolayca fark edilmesi çok kolaydır. Deri renginde, açık ve koyu kahverenginde görülürler. Bazı durumlarda deriden farklı veya kabarık halde kendilerini belli etmeyebilirler. Bu durumlarda olan kişilerde gözle görülemediğinden tedaviye başlanma süresi de uzayabilir, siğiller topluluk haline doğru ilerleyebilir. Bunlar da kanser riski taşıdığından

Genelde bir şikayete neden olmazken bazı kişilerde ağrı, cinsel ilişki sırasında ağrı ve kanama, kaşıntı yapabilmektedir. İdrar yaparken de idrarın çatallanarak çıkması belirtiler arasında gösterilebilmektedir. Ancak fark edilmesi kolay olmadığından, dikkat gerektirdiğinden kişiler genelde bunu bir belirti olarak görmeyebilirler.

Siğil olan bir kişi ile ilişkiye girdikten bazen haftalar bazen de yıllar sonra ortaya çıkabiliyorlar. Ağzın genital bölge ile temasından sonra boğaz içinde de kendini gösterebilir, ancak çok nadir olarak görülmektedir.

Kadınlarda; vulva, kasıklar, rahim ağzı, vajina içi veya çevresinde, anüs içi veya çevresinde görülür. Erkeklerde; kasık, testisler, penis, bacak arası veya anüste görülür.

Genitel Siğiller Bulaşma Yolları

Her iki cinsiyette de görülen virüs cinsel ilişki yoluyla bulaşır. Korunmasız vajinal, anal, oral ilişki ile bulaşma olasılığı yüksek olsa da prezervatif kullanımında, prezervatifin örtmediği kısımlardan kişilere bulaşabilir. Korunmasız cinsel ilişkilerde her iki tarafın da bulaştırıcılığı aynı ölçüdedir. Fakat korunmalı ilişkilerde bulaş kaynağı kadın ise karşı tarafa bulaşma ihtimali çok yüksekken, bulaş kaynağı erkek ise ve genital siğiller yalnızca penis yüzeyinde yer almaktaysa prezervatifin koruyuculuğu tam olarak sağlanabilir.

  1. Genital siğil olmasa dahi enfekte bölge ile birlikte, bu kişiler ile cinsel ilişki sonucu başka insanlar enfekte olmaktadırlar.
  2. HPV taşıyıcısı olan ancak siğile sahip olmayan anneden gebelik sırasında bebeğe geçebilir.
  3. Uzun yıllar sessiz kalabilen virüsle enfekte birey herhangi bir sorununun olmadığı kanaatinde bulunarak başka kişileri de enfekte edebilir.
  4. Bağışıklık sistemi baskılayıcı ilaçlar genital siğil riskini arttırabilir.
  5. Virüs riski kişinin cinsel partner sayısı ile doğrudan ilişkilidir. Kişi ne kadar fazla kişi ile cinsel birliktelik yaşıyor ise kendisine bulaşma riski de o kadar yüksektir. Hangi partnerinden virüsün geçtiğini saptamak da oldukça zordur.
  6. Genç yaşta cinsel hayata başlamak riski arttırabilir.
  7. Tedavisine başlanmayan, göz ardı edilen siğillerin tedavisi giderek zorlaşabilir.
  8. Yaygın inanışın aksine öpüşmek, kişisel eşyaların ortak kullanımı, aynı bardaktan su içmek veya ortak olarak kullanılan tuvaletlerden bulaşmamaktadır.
  9. Kadında vajina veya anüs içinde bulunan genital siğiller belirti vermiyor ise kadın HPV enfektesi olduğunun farkına bile varmayacak, partneriyle çekinmeden ilişkiye girebilecektir. Bu durumda prezervatif kullanılırsa bulaşma önlenebilecekken, kullanılmıyorsa erkeğe bulaşması kaçınılmaz hale gelecektir.

Genitel Siğiller Tanı Yöntemleri

Görüntülerinin özelleşmiş olması sebebiyle genelde sadece klinik tanı yeterli olmakla birlikte bazı durumlarda lezyondan alınan biyopsi materyalinin histopatolojik olarak incelenmesi ile kesin olarak konulmaktadır.

Aynı zamanda bazı durumlarda genital siğiller çok özelleşmiş görünmüyor olabilir. Bu durumda başvurulan hekimin biyopsi istemesi, emin olmadan yanlış olabilecek tedaviye yönelmek istemediğinden kaynaklıdır.

Teşhisi jinekoloji, üroloji, deri ve zührevi hastalıklar uzmanları tarafından konulur. Kadınlarda rutin jinekolojik muayenelerde Pap Smear testleriyle de HPV virüsüne sahip olunup olunmadığı, testin anormal çıktığı durumlarda ise HPV DNA testi ile kansere neden olma olasılığı araştırılabilir. Rutin jinekolojik muayenede vajina içi ve dışının ışıklı büyüteçle incelenmesi (Kolposkopi) ve rahim ağzından doku örneği alınarak kansere neden olabilecek hücre değişimlerinin araştırılması (Servikal biyopsi) yapılabilir.

Erkekler için şuanda HPV’yi saptama konusunda önerilen bir test bulunmamakla birlikte, virüsün neden olacağı anal kanser riskinin yüksek olduğu eşcinsel ve biseksüel erkekler için Anal Pap testi önerilebilir. Bu testle anüsten örnek hücreler toplanır ve anormallik olup olmaması kontrol edilir. Anormallik var ise tedavi yöntemlerine başvurulur.

 Genitel Siğiller Tedavi Yöntemleri

Virüsü vücuttan atabilecek bir tedavi bulunmamakla birlikte uzun süre içinde kansere sebebiyet veren siğilleri yok etmek için bazı tedavi yöntemleri bulunur. Genital siğiller genellikle iyi seyirli ve zamanla kendiliğinden gerileyen lezyonlardır. Sıklıkla kozmetik ürünlerden doğan rahatsızlıklar sebebiyle tedavi endikasyonu oluşur. Hastanın yakın takibi yapılarak kanser riski taşıyan siğilleri yok etmek için şu yöntemler kullanılır:

  1. Lokal olarak kullanılan krem ve solüsyonlar faydalı olabilir.
  2. Kriyoterapi denilen siğile sıvı nitrojen sıkılarak dondurulmasını sağlayan yöntem ile siğiller düşürülebilir.
  3. Elektrokoterizasyon denilen lokal anesteziyle birlikte gerçekleştirilen siğillerin elektrik akımı ile yakılması yöntemi ile birlikte ağrı hissetmeden kontrol altına alınabilir.
  4. Cerrahi ile özellikle büyük, semptom gösteren, çok sayıda ve diğer tedavi seçeneklerinin çözüm olamadığı, gerilemeyen lezyonlar yok edilir.

Tedavide erkek ve kadınlar için kullanılan yöntemler farklılık göstermez. Ancak tüm bu yöntemlere rağmen aylar, yıllar içinde siğiller tekrar ortaya çıkabilmektedir. Ortaya çıktığında tekrar bir sağlık kuruluşuna başvurularak siğiller ortadan kaldırılabilir. Önemli olan her zaman zamanında, gecikmeden, endişeye kapılmadan bir hekime danışmaktır.

Genitel Siğiller Önleme Yöntemleri

Kişinin HPV virüsü ile enfekte olmayı en kesin önleyebileceği yöntem aşıdır. Virüs her kadında enfeksiyon ve bunun sonucu kansere neden olabildiğinden, HPV aşısı için bir risk grubu söz konusu değildir; her kadın risk altındadır. Hedef 9-26 yaş grubunda olan her kadının olabildiğince ilk cinsel ilişkileri öncesinde, mümkün değilse en kısa sürede aşılanmasıdır.  Öte yandan HPV’nin neden olduğu enfeksiyonlar erkek bireylerde de görüldüğü bilinen bir gerçektir. Aşının sadece kız çocuklara yapılmasının doğru olup olmayacağı, aynı yaştaki erkeklerin de aşılanmasının gerekliliği tartışma konusu olarak ele alınmaktadır. Ancak erkeklere yapılan aşı ülkemizde bulunmamaktadır. Bulaşma riskini aşıdan daha düşük oranlarla önleyici maddeler ise şunlardır:

  1. Her türlü cinsel ilişkinin yanı sıra genital bölgedeki lezyona temas da bulaş için yeterli olabilir. Bu yüzden prezervatif kullanmak tam bir koruma sağlamasa da doğru ve tutarlı bir kullanımda önemli ölçüde önleyici olabilir.(Özellikle erkeğin yalnızca penis yüzeyinde bulunan siğil durumlarında kadınlar için koruyucu olabilir.)
  2. Cinsel ilişkide bulunan partner sayısını kısıtlamak önleyicidir.
  3. Genital siğil veya HPV ile enfekte olmuş olma şüphesi varsa cinsel ilişkiden kesinlikle uzak durulmalı, eş uyarılmalı ve bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.
  4. Partnerde cinsel siğiller veya HPV enfeksiyonu söz konusu ise tedbir amacıyla test yaptırmak da önleme ve ilerlemesine engel olma konusunda önemlidir.
  5. Her insanla cinsel ilişkide bulunulmamalıdır. Cinsel birliktelik yaşanacak kişi tanınmalıdır. Bu sayede güvenli bir birliktelik yaşanır.

 Şüpheli bir birliktelikten sonra fark edilip düşünüldüğünde kişi, partneri ile birlikte bir sağlık kurumuna başvurmalıdır. Erken tespit ve tedavi ile birlikte virüsün kanser oluşturma ihtimali azalıp hatta ve hatta yok olmakta, ilerleyen siğiller ile birlikte kanser riski giderek artmaktadır.

Kadınlar yılda bir kez jinekolojik muayene olmalı, erkekler de düzenli olarak bir üroloji uzmanına başvurarak tedbiri elden bırakmamalıdırlar.

Düzenli muayene, tek eşlilik, prezervatifle korunma durumunda bulaşması için bir etken söz konusu olmaz. Bu yüzden verilen önlemlere uyan kişilerin HIV Genital Siğiller (Kondilom) hakkında endişelenmelerine gerek yoktur.

 

Değerli Yorumlarınızı Bekliyoruz.

 
 
   
 
Copyright © 2020 KORU SAĞLIK GRUBU