Testis Tümörü Tedavisi
Üroloji

Testis Tümörü Tedavisi

    Testis kanseri nedir?

    Testislerin (yumurtalık) birinde veya nadiren her ikisinde birden oluşan kötü huylu tümörlerdir.
    Genellikle 20-40 yaş erkeklerde daha sık görülür ve tedavileri cerrahidir. Sıklıla testis tümörü tanısı konmuş hastalar cerrahi sonrası % 95 oranında tedavi edilmiş olup ek tedaviye gerek kalmadan hayatlarına devam edebilirler.
     

    Testis kanseri neden oluşur?

    Testis kanseri oluşumunu arttıran bilinen bir takım risk faktörleri vardır. Bunlar ;
    • Testislerin yumurtalık torbasına inmemiş olması (inmemiş testis)
    • Genetik bazı hastalıkların varlığı (Klinefelter Sendromu)
    • Ailede, özellikle birinci derece yakınlarında testis kanseri olması
    • Daha once testis tümörü hikayesi varlığı
    • Beyaz ırk
    • Sigara kullanımı
    • Çevresel etkenler (Radyasyona maruz kalma veya kimyevi maddelere maruz kalma) olarak sıralanabilir
     
     
    Testis Tümörü
     
           Testis Tümörü
    Testis Kanseri Belirtileri nelerdir ?
     
    Testis kanserinin en sık belirtisi yumurtalıkta ele gelen, normalde olmayan ağrısız, sert bir kitle, şişliktir.

    Teskis Kanseri Tanısı Nasıl Konur ?

    Testis tümöründe tanı üroloji uzmanı tarafından yapılan fizik muayene, bazı kan tahlilleri ve ultrasonografi sonucu konulur. Ameliyat sonrası patoloji raporuna göre kesin tanı alınır ve tümörün cinsine göre tedavi planlanır. Bu aşamadan sonra vücudun başka yerlerine yayılıp yayılmadığını tespit edebilmek için bazı durumlarda bilgisayarlı tomografi tetkiki de kullanılır.
     

    Testis Kanseri Nasıl Tedavi Edilir ?

    Testis tümörü tedavisi temelde cerrahidir. Kasık bölgesinden 4-5 cm'lik yapılan bir kesi ile tümör olan testis çıkarılması esastır. Çıkarılan testis tedavi planlanması amaçlı p1atolojik incelemeye alınır. Patoloji sonucuna göre cerrahi sonrası dönemde kemoterapi veya radyoterapi tedaviye eklenebilir. Testis tümörünün bir çok alt tipi bulunmakdar. Ancak testis tümörleri çok büyük oranlarda kür yani tam tedavi sağlanabilen nadir tümörlerdendir.
    Eğer tümör karın içi büyük damarlar çevresine yerleşmiş olan lenf bezlerine yayılmış ise buradaki kitleler de ameliyat ile çıkarılabilir. Retroperitoneal lenf nodu diseksiyonu olarak adlandırılan bu ameliyatlar açık veya kapalı (laparoskopik veya robotik) yöntemlerle yapılabilmektedir. Kliniğimizde her iki yöntem de başarı ile yapılmaktadır.
     
    Testis tümörünün tipine göre veya testis dışı yayılımın tespit edildiği durumlarda hastalara kemoterapi tedavisi uygulanmaktadır. Kemoterapi ne demektir; kemoterapi normal vücut hücrelerinden daha hızlı büyüyüp bölünen tümör hüzrelerinin bu özelliğini azaltmayı amaçlayan tedavi şeklidir.
    Adjuvan (cerrahi sonrası) veya neo-adjuvan (cerrahi öncesi) kemoterapi modelleri bulunmaktadır. Kanserin tipine ve yayılımına göre heangi tedavi seçeneği uygulanacağına karar verilir. Adjuvan kemoterapi de cerrahi sonrası gözle görülmeyen mikro tümör hücrelerinin öldürülerek nüksün engellenmesi amaçlanırken neo-adjuvan kemoterapide ise tümörün daha ileri derecelere ilerlemesini engellemek ve cerrahi başarıyı arttırmak amaçlı yapılmaktadır.
     

    Testis Kanseri Tedavisi Sonrası Çocuk Sahibi Olabilir miyim ?

    Testis tümörü tek taraflı ise ameliyat sonrası kalan tek testisiniz ile çocuk sahibi olabilirsiniz. Ancak bazı durumlarda ameliyat sonrası kemoterapi verildiğinde verilen kemoterapotik ilaçlar nedeni ile kısırlık oluşabilir. Bu nedenle çocuk istemi olan hastalar kemoterapi öncesi sperm dondurma işlemi yapılmalıdır.
     
    Üroloji Bölümümüzden online randevu alabilirsiniz. Kurumsal info@koruhastanesi.com adresimize mail göndererek 0543 514 02 04 numaralı telefondan ya da 0312 911 77 77 numaralı çağrı merkezimizi arayarak 7/24 iletişim kurabilirsiniz.

    "Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz."

    Yazar Hakkında

    Hasan BİRİ

    Prof. Dr. Hasan BİRİ

    tarafından 17.03.2020 tarihinde yazıldı.

    İletişim Formu

    Yazar Hakkında

    Hasan BİRİ

    Prof. Dr. Hasan BİRİ

    tarafından 17.03.2020 tarihinde yazıldı.