Robotik Cerrahi ile Böbrek Tümörü Tedavisi
Üroloji

Robotik Cerrahi ile Böbrek Tümörü Tedavisi

    Robotik Cerrahi ile Böbrek Tümörü Tedavisi

    Böbrek kanseri (kötü huylu böbrek tümörü) böbrek dokusunda meydana gelen anormal hücre topluluklarıdır. Böbreğin normal fonksiyonu, kanı süzmek ve oluşan maddelerden idrar oluşturarak vücuttaki elektrolit, mineral, vitamin ve çeşitli maddelerin dengesini sağlamaktır. Ayrıca renin hormonunu salgılayarak kan basıncında meydana gelebilecek azalmayı kontrol eder. D vitamini dengesi ile kemik gelişimini etkiler. Salgıladığı eritropoietin hormonu sayesinde kan hücresi üretiminde de rol oynar. Böbrekler vücuttaki tüm kanın %20’sini alır ve dakikada yaklaşık 1100 ml kanı süzebilme kapasitesine sahiptir. Kanlanması beyin kadar yüksek olan bu organın vücut içerisindeki hayati önemi oldukça fazladır. Üre, kreatinin, ürik asit gibi metabolizma artıklarının vücuttan uzaklaştırılmasında ve sodyum (tuz), potasyum, klor, magnezyum gibi elementlerin kanda belli bir dengede bulunmasında böbrekler görevlidir.

    Böbrek kanseri olarak adlandırılan tümöral oluşumlar, böbreğin havuzcuğunda ve idrar toplama kanallarında yer alır. İdrarın oluştuğu havuzcuk bölgesinde meydana gelen tümörlere böbrek parankim hastalığı ya da böbrek parankim kanseri denir. Bu hastalık böbreğin diğer yapılarını etkileyebilir. Çocuklarda en sık görülen böbrek kanseri çeşidi ise Wilm’s tümörüdür.

    En sık görülen böbrek tümörü %85-90 olasılıkla renal hücreli karsinomdur. Bunun alt tiplerinde en sık görüleni ise %80 berrak hücreli renal karsinomdur. %10 oranında ise papiller renal karsinom karşımıza çıkmaktadır. %5 kromofob renal hücreli karsinom, kalan %5’lik oranda ise böbreğin toplayıcı tübüllerinde meydana gelen toplayıcı kanal renal hücreli karsinom (en sık Bellini kanal karsinomu) görülür.

    Böbrek kanserleri tüm dünyada neredeyse 10 bin kişide 1 görülmektedir. Günümüzde her 30 bin böbrek kanseri vakalarında 1 kişi hayatını kaybetmektedir. İdrar torbası ve prostat kanserlerinden sonra görülme sıklığı olarak üçüncü sırada yer alır. Tanı aşamasında genellikle idrarda kan görülmesi ve ağrı sonucu yapılan ultrasonda tümöral yapılar saptanmaktadır. Bunun yanında hasta safra kesesi ya da çeşitli gastrointestinal sistem şikayetleri nedeniyle doktora başvurduğunda ultrason, MR ya da bilgisayarlı tomografi sonucunda rastlantısal olarak da böbrek tümörleri ortaya çıkmaktadır.

    Böbrek Kanseri Belirtileri Nelerdir?

    Böbrekler kanlanma ve görevi bakımından hayati öneme sahip olduğu için kanserlerinde erken tanı, tedavi çok önemlidir. Çoğu vakada erken evrede bulgu vermediği için tedavisi de zorlaşmaktadır. Genel olarak böbrek kanseri belirtileri şu şekildedir;

    • İdrarda kan görülmesi ve koyu renkli idrar (koyu renkli idrardan kasıt; idrar koyu kırmızı veya pas renginde olabilir.)
    • Yan ve sırt ağrısı
    • Karında veya böğürde ele gelen kitle
    • Karın ağrısı
    • Son 6 ayda istenmeyen ve hızlı bir şekilde kilo kaybı görülmesi
    • İştahsızlık
    • Yüksek ateş
    • Aşırı yorgunluk ve halsizlik

    Böbrek kanserlerinde belirti ve semptomlar bazı durumlarda paraneoplastik sendromlara bağlı olarak da ortaya çıkabilir. Örneğin; vücudun herhangi bir yerinde oluşan kanserli oluşumların böbrek kanseri belirtilerinden yüksek tansiyona, anemiye, ateşe, kilo kaybına ve halsizliğe neden olabilir. Eğer vücutta böbrek kanseri ile ilgili bir sorun varsa bu durum sıklıkla karaciğer enzimleri ve trombosit değişiklikleri ile anlaşılır. Kişide kemik ağrısı görülmesi hastalığın kas ve iskelet sistemini, inatçı öksürük ise akciğeri etkilediğini gösterir.

    Böbrek Kanseri Nedenleri Nelerdir?

    Tüm dünyada böbrek kanserine neden olan durumlar net olarak belirlenemese de en sık obezite ve sigara kullanımının hastalığa yol açtığı bilinmektedir. Bunun yanında;

    • Yaş ve cinsiyet (60 yaş üstü erkeklerde sık görülür. Erkekler kadınlara nazaran böbrek kanserinden daha fazla etkilenir.)
    • Düzensiz ve sağlıksız beslenme
    • Sigara
    • Obezite
    • Yüksek tansiyon (Hipertansiyon hastalarının kullandığı antihipertansif yani tansiyon düşürücü ilaçların böbrekleri olumsuz etkilediği bilinmektedir. Ancak kullanılan ilaçların mı yoksa vücutta oluşan diğer değişikliklerin mi böbrek kanserine yol açtığı konusunda kesin bir araştırma yoktur.)
    • Kronik böbrek hastalıkları (Zamanla böbrekte yer alan nefronların azalmasına ve böbreğin işlevini kaybetmesine neden olur.)
    • Organ nakli yapılan hastalarda diğer kişilere oranla böbrek kanseri gelişme olasılığı yaklaşık 5 kat artış gösterir.
    • Genetik faktörler
    • Kimyasallardan kadmiyum, arsenik, trikloroetilen, organik solventler renal hücreli kanser gelişiminde rol oynar.

    Böbrek Kanseri Tanısında Kullanılan Yöntemler

    Hastalar hekime genellikle sırt ağrısı ve idrarda kan görülmesi şikayetleri ile başvurduğunda detaylı bir fizik muayene ve çeşitli tetkikler sonucu böbrek kanseri tanısı almaktadır. Tanı için uzman hekimin kullandığı yöntemler şu şekildedir;

    Fizik muayenede hastanın özgeçmişi, ailesinde mevcut kronik hastalıklar, şikayetleri, önceki laboratuvar testleri birlikte değerlendirilir. Hekim muayene aşamasında karın ve böbreklere yakın alanlarda ele gelen kitle varlığını araştırmaktadır. Ardından daha detaylı inceleme için kan tahlili, MR, bilgisayarlı tomografi gerekmektedir.

    Kan tahlilinde ilk olarak kırmızı kan hücresi değerlerine bakılır. Böbrekler eritropoietin hormonu ile kırmızı kan hücresi üretimini uyarmaktadır. Karaciğer enzimlerine ve vücuttaki total kalsiyum değerleri incelenir. Kalsiyumun yüksek çıkması böbrek kanserinin kemiklere yayıldığını gösterir.

    İdrar tahlilinde idrarda kan görülmesi şikayetleri ile başvuran hastada kanamanın nedeni araştırılır. İdrar kültüründe bakteri ya da kanser hücreleri görülebilir.

    Görüntüleme yöntemlerinde kullanılan X ışınları, ses dalgaları, radyoaktif maddeler böbrek kanseri tanısında oldukça önemlidir ve kitlenin atlanması neredeyse imkansızdır. Çoğu zaman böbrek biyopsilerine gerek kalmadan MR, ultrason ve bilgisayarlı tomografi ile tanı konulur. Bilgisayarlı tomografilerde bazı hastalar için kontrast madde kullanımı sakıncalı olabilir. Bu durumda MR’nin yumuşak doku görüntülemesinden yararlanılmaktadır.

    Tüm bunların yanı sıra böbrek kanseri vakalarında tanı amaçlı pozitron emisyon tomografi (PET), intravenöz pyelogram, anjiografi, kemik taraması, akciğer röntgeni ve iğne-kalın iğne biyopsileri de kullanılmaktadır.

    Böbrek Kanseri Tedavisi

    Uzman hekimler böbrek kanseri tanısı koydukları hastaları için;

    • Cerrahi
    • Akıllı ilaçlarla hedefe yönelik tedavi
    • İmmünoterapi
    • Kemoterapi
    • Radyoterapi
    • Ablasyon
    • Bölgesel tedaviler uygulamaktadır.

    Kemoterapi, kanserli böbrek dokusunu ve metastaz yapan bölgeleri ağızdan veya damar yoluyla verilen kanser ilaçları yardımıyla yok etmektedir. Kanserin evresine göre kullanılan kemoterapi tedavisinde genellikle vücut tarafından dirençle karşılaşılır. 5-florourasil, vinblastin, floksuridin, kapesitabin ve gemsitabin böbrek kanseri tedavisinde kullanılan kemoterapi ilaçlarındandır.

    Radyasyon tedavisinde amaç, vücudun dışından böbrekteki tümöral oluşumlara etki eder. Yüksek radyasyon enerjileri kullanılarak uygulanan bu tedavi yönteminde böbreklerdeki tümörün büyümesini yavaşlatmak ve oluşan ağrıları azaltmak hedeflenir.

    Son zamanlarda hedefe yönelik akıllı ilaçlardan olan Sunitinib, Pazopanib, Aksitinib, Sorafenib, Cabozantinib, Temsirolimus, Everolimus, Bevasizumab böbrek kanseri tedavisinde kullanılır.

    İmmünoterapi tedavisinde böbrek tümörleri ile savaşmak ve bağışıklık sistemini güçlendirmek amacıyla Nivolumab, Sitokinler, İnterlökin-2, İnterferon-alfa kullanılmaktadır. Ancak bu ilaçların kişiden kişiye değişen yan etkileri mevcuttur.

    Termoterapi ile son yıllarda vücut sıcaklığının artırılmasıyla canlı dokuların zarar görmesi engellenerek, kanserli hücrelerin yok edilmesi amaçlanmıştır. Kriyoablasyon, arteryel embolizasyon, radyofrekans ablasyonu gibi yöntemler de böbrek kanserinde kullanılmaktadır.

    Böbrek Kanseri Tedavisinde Robotik Cerrahi

    Böbrek kanseri hastalarında cerrahi yöntem olarak robot ile kapalı ameliyat yapılmaktadır. Cerrah ameliyat sırasında böbreğin tamamını çıkarmak yerine hastalığın evresi ve yayılımına göre parsiyel nefrektomi yaparak sadece tümörlü bölgeyi alabilir. Duruma göre tam nefrektomi de gerekebilir. Robotik cerrahi ile böbrek kanseri ameliyatlarında açık ameliyata göre pek çok avantaj bulunur. Cerrah, vücuda yerleştirilen 3-4 ince boru ve bu borular içerisinde yer alan kamera, aletler aracılığıyla kısa sürede operasyonu tamamlamaktadır. Bu yöntemle yaklaşık 4 cm’ye kadar olan tümörler temizlenebiliyor. Robot destekli nefrektomilerde aşağıdaki yöntemler uygulanır;

    • Radikal nefrektomi için cerrah hastanın vücudunda böbreğe yakın yerden ya da göbekten tek bir kesi açar. Buraya robotik cerrahide kullanılan kameralı büyük trokar yerleştirilir.
    • Daha sonra gerekli yerlere nefrektomi işlemi için lazım olan küçük trokarlar için kesiler açılır ve trokarlar yerleştirilir.
    • Hastalığın böbrek üstü bezine yayılım durumuna göre sürrenaller alınmayabilir. Lenf bezlerinin durumu da aynı şekildedir. Eğer kanser yayılım göstermediyse alınmayabilir.
    • Cerrah tümörlü bölgeyi temizleyebilir ya da kanser tüm böbreğe yayılmışsa böbreğin tamamını çıkarabilir.

    Robotik Nefrektominin Avantajları Nelerdir?

    Yeni tedavi yöntemlerinden olan robotik cerrahi yöntemiyle radikal nefrektomide hastaya ve cerraha yönelik pek çok avantaj bulunmaktadır.

    • Cerrah, küçük bir alanda hassas hareketlerle robotik kollar ve kamera yardımıyla muhteşem sonuçlar ortaya koymaktadır.
    • Karın zarının dış tarafında tüm işlemler yapıldığından dolayı bağırsakların zarar görmesi söz konusu değildir.
    • Ameliyat sonrasında hastada daha hızlı iyileşme süreci ve daha az ağrı görülür.
    • Ameliyat kesilerinin açık laparoskopiye göre daha küçük olması nedeniyle iyi bir kozmetik görünüm elde edilir.
    • 3 boyutlu ve yüksek çözünürlüklü büyük görüntüler elde edilmesiyle cerrahın kanserli bölgeyi daha net görmesini sağlar.

    "Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz."

    Yazar Hakkında

    Hasan BİRİ

    Prof. Dr. Hasan BİRİ

    tarafından 04.09.2020 tarihinde yazıldı.

    İletişim Formu

    Yazar Hakkında

    Hasan BİRİ

    Prof. Dr. Hasan BİRİ

    tarafından 04.09.2020 tarihinde yazıldı.