Yoğun Bakım Yeni Doğan

Yoğun Bakım Yeni Doğan

Koru Hastanesi Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi, yoğun bakım ihtiyacı olan bebeklere hizmet vermektedir. Ünitemiz, yenidoğan alanında güçlü sağlık kadrosu, özel eğitimli hemşireleri, teknik donanımı ve geniş mekanı ile 24 saat hizmet vermekte, ailelerin bilgilendirilmesi ve eğitiminde gerekli olanakları sağlamaktadır.
 
Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitemiz, 16 yatak sayısı ile Ankara ili içerisinde 3. basamak yoğun bakım hizmeti veren  ileri düzey olanaklara sahip en geniş yoğun bakımdır. Ünitemizde bebeğin doğum haftası ve kilo girişi yapıldığında otomatik yatak ısısı veren göstergeli Koru Ankara hastanesi 13 kuvöz, Koru Sincan Hastanesi 18 kuvöz, 2 radyant ısıtıcılı açık yatak, 2 ventilatörlü transport kuvöz, 5 mekanik ventilatör, 6 LED ışık veren fototerapi cihazı, kan gazı cihazı, 14 monitör, portable röntgen, USG ve EKO cihazı bulunmaktadır.
 
Yenidoğan bakımında yenidoğan uzmanı yanında yeterli sayıda yetişmiş hemşire bulunması çok önemlidir. Ünitemizde en fazla üç bebeğe bir hemşire bakmaktadır. Hastaların girişim ve tedavileri yenidoğan uzmanı tarafından yürütülmektedir.     
 
Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitemiz 24. gebelik haftasından itibaren; prematüre (erken) doğan, mekanik solunum desteği ihtiyacı olan, düşük doğum ağırlığı olan, çoğul gebelik sonucu doğan, gebelik haftasına göre doğum ağırlığı düşük veya fazla olan, zor doğum sonucu oluşan organ hasarı  riski yüksek olan bebeklere, yenidoğan sarılığı ve enfeksiyonu olan bebeklere gelişmiş düzeyde bakım sağlamaktadır. Ünitemiz, hastanemizde doğan bebeklerin yanı sıra  dış merkezlerde doğup yoğun bakım ihtiyacı olan  yenidoğan  bebeklere de sağlık hizmeti vermektedir. Bu amaçla hava ve kara ambulans sistemleri ile işbirliği içinde hizmet sağlanmaktadır.
 
Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi’nde; mekanik solunum desteği, kan değişimi, fototerapi (ışık tedavisi), perkütan katater uygulamaları, total parenteral nutrisyon (damar yolu ile beslenme) uygulamaları, toraks tüpü takılması (akciğer hava kaçağı tedavisi), invaziv kan basıncı monitörizasyonu (el değmeden göbek damarından tansiyon ölçümü), hasta başı EKO (elektrokardiyografi), hasta başı USG (beyin ve diğer iç organların değerlendirilmesi için ultrason), retinopati muayenesi (erken doğan bebeklerin göz muayeneleri) de yapılmaktadır. Ünitemiz; çocuk cerrahi ve çocuk kardiyoloji bölümlerinden konsültasyon hizmeti almaktadır.
 
Yenidoğan bebeklerde enfeksiyondan korunmayı sağlayan lokal bağışıklık, hücresel ve humoral bağışıklık sistemi erişkine oranla yetersizdir. Bu dönemde bebekler enfeksiyona yatkındır. Yenidoğan ünitelerinde uygulanan enfeksiyon kontrol yöntemleri ile enfeksiyon oranları önemli oranda azalmaktadır. Ünitemizde giriş çıkışlarda uygulanan kontrol yöntemleri, kapasitenin dışında hasta kabulünün önlenmesi, hasta odaklı primer hemşirelik bakımının uygulanması, enfeksiyon kontrol komitesinin etkin çalışması, izolasyon ünitesinin etkin kullanımı, el yıkama, aletlerin sterilizasyonu, disposable malzeme kullanımı ve çalışanların sağlığı açısından özel önlemlerin alınması sayesinde hastane enfeksiyon oranı çok düşüktür. 
 

Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitelerine Girişte Yapılan Hazırlıklar

Yenidoğan Bakım Ünitelerinde hastaların enfeksiyona açık olması sebebiyle ve hastane hijyenin yeterli düzeyde sağlanabilmesi için Yenidoğan Bakım Ünitelerinde çalışan hastane çalışanları da dahil olmak üzere yalnızca hastaneye özel kıyafetler giyilmektedir. Bebeğin ebeveynleri olarak Yenidoğan Bakım Ünitesine girerken özel kıyafetler giymeniz, ellerinizi sterilize etmeniz, dezenfektanlar ile izole olmanız ve gerekli görülürse maske takmanız gerekmektedir.

Yoğun Bakım Ünitesinde Bebeklerin Beslenmesi Nasıl Gerçekleşir?

Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitelerinde bebeklerin özel takviye gıdalar aracılığı ile damar yolu açılarak veya mide-bağırsak yoluyla beslenmesi sağlanmaktadır. Ağızdan beslenmeye geçildiğinde ise bebeklerin anneden alınan süt ile hemşireler tarafından beslenmesi sağlanmaktadır. Hekim kontrolünde gerekli görülen durumlarda bebeğin kilosu ve doğum haftası değerlendirmeye alınarak anne tarafından emzirme de sağlanabilmektedir. Bu sayede anne-bebek ilişkisi güçlendirilerek yoğun bakım sonrası taburcu olunan durumlarda bebek beslenmesi uyumlu hale gelecektir.

Mekanik Ventilasyon Nedir?

Mekanik ventilasyon desteğine bebeğin hiç nefes almadığı ve oldukça zorlandığı durumlarda başvurulmaktadır. Oksijen yetersizliği sebebiyle gerçekleşen bu durumda uygulanan tedavi bebeğin ağız yolundan nefes borusuna uzanan bir tüp (endotrakeal tüp) aracılığıyla tedavi almasını sağlamaktadır.

Bebeğin yüksek risk altına girmesine sebep olabilecek ve doğumdan sonra Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesini gerekli kılabilecek özel durumlar vardır. Annenin sigara, alkol ya da uyuşturucu kullanımı, diyabetik rahatsızlıklar, anne adayının 16 yaşından küçük veya 40 yaşından büyük olması, çoğul gebelikler, yüksek tansiyon şikayetinin bulunması, yetersiz amniyotik sıvı bulunması ve sağlık durumunun yetersiz olduğu bazı koşullar Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesini gerekli hale getirebilmektedir.

Bu koşullar dışında doğum sırasında yaşanabilecek bazı olumsuz durumlar da Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesini gerekli hale getirmektedir. Bebeğin boynuna göbek kordonu dolanması, bebeğin organlarından oksijen yetersizliği ve bebeğin kendi dışkısını yutması gibi durumlarda da Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi kullanım zorunluluğu oluşturmaktadır.

Yer Alan Teknolojik Olanaklar ve Yapılan Uygulamalar

  • Solunum Desteği (Ventilatör)
  • İnvaziv Kan Basıncı Monitörizasyonu (El Değmeden Göbek Damarından Tansiyon Ölçümü)
  • Kan Değişimi
  • Fototerapi (Işık Tedavisi)
  • Perkütan Kateter Uygulamaları (Damar Yolu Açılması)
  • Toraks Tüpü Takılması (Akciğer Hava Kaçağı Tedavisi)
  • Hasta Başı EEG (Beyin Elektrosu)
  • Hasta Başı USG (Beyin ve Diğer İç Organların Değerlendirilmesi İçin Ultrason)
  • Retinopati Muayenesi (Erken Doğan Bebeklerin Göz Muayenesi)

Solunum Desteği (Ventilatör)

Erken gerçekleşen doğumlarda akciğerlerin yeterince gelişememesi durumuna bağlı olarak solunum yetersizliği problemi bebeklerde oldukça sık görülen rahatsızlıklarındandır. Bu problemin beraberinde doğum sonrası veya doğumda meydana gelebilecek enfeksiyonlar da nefes alışveriş problemi ortaya çıkarabilecek sebepler arasında yer almaktadır. Doğumdan birkaç gün sonrasında bebeklerde nefes alışverişi düzene girse de bazı durumlarda takviye olarak solunum desteği verilmesi gerekli olabilir. Böyle vakalarda ventilatör tedavisi oldukça önemli bir yer teşkil etmektedir.

Yenidoğan bakım ünitelerinde olabildiği kadar az temas ile bebeğe en uygun tedavinin uygulanması ve gözlemlenmesi esas alınmıştır. Solunum tedavisi gören bebeklerde vücut sıcaklığı ve oluşabilecek ağrı riskinin dengede tutulması gereklidir. Bu sebeple yoğun bakımda ve gözetimde tutulan bebeklerde oluşabilecek risk faktörlerinin en azda tutulması amaçlanmıştır. Tedavi yöntemi olarak ise yenidoğan ünitesinde bebeğin akciğerlerine  gelişimine kadar solunum yollarından sürfaktan maddesi verilerek gelişimin tamamlanması sağlanmaktadır.

İnvaziv Kan Basıncı Monitörizasyonu

İnvaziv monitörizasyon çağımızda teknolojinin ilerlemesine paralel olarak güvenli ve yaygın olarak kullanılmaktadır. Monitörizasyonun amacı; parametreleri incelemek, problemleri araştırmak, problemlerin ciddiyet seviyesini belirlemek, çözüm ve tedaviye cevabın değerlendirmesini yapmaktır. Bu yöntemle yenidoğan bebeğin kalp debisi ve kan basıncı hakkında tatmin edici değerlendirmeler yapılabilmektedir. Uygun klinik değerlendirme sonrasında tam monitorizasyon hem bebek sağlığı için hem de hekim için değerli bir yöntemdir. Amaç bebeğin durumunu stabilize etmek, doğum sonrası oluşabilecek komplikasyonları en aza indirmek, erken tanı ve tedavi geliştirmektir.

Kan Değişimi

Sarılık problemi genellikler bebeklerin üçte ikisinde görülen bir problem olarak karşımıza çıkmaktadır. Birkaç gün içerisinde kendiliğinden iyileşerek geçse de bazı durumlarda nadir de olsa bu hastalık ciddi sorunlara yol açabilmektedir. Yetişkinlerde ara sıra bu rahatsızlığa rastlansa da özellikle yenidoğan bebeklerde sarılığın ortaya çıkma riski oldukça rastlanan bir durumdur. Sarılığa etki eden birçok etkenden söz etmek mümkündür. Sarılığın nedenlerini genetik faktörler, karaciğerin plasentadan aldığı görevlere alışma uyumu, beslenme düzeni değişikliği veya zamansız doğum olarak genellemek mümkündür. Bebeklerde doğum esnasında kanda artan bilirubin adı verilen maddenin artışı; ciltte, göz akında ve yanaklarda birikmesi sonucu sarılık adı verilen kan değişimi görülmektedir. Sarılığa bir başka etki eden faktör ise kan uyuşmazlığıdır. Kan uyuşmazlığı meydana gelen durumlarda bebekte kan değişimi yapılması gerekmektedir. Ancak verilecek olan kanın, bebeğin kanıyla uyumlu olması gerekmektedir. Kan değişimi yapılarak istenmeyen maddeler bebeğin kanından uzaklaştırılarak yerine bebekle uyumlu sağlıklı kan verilmektedir.

Fototerapi (Işık Tedavisi)

Bebekte sarılık görülmesi durumlarında bir başka tedavi yöntemi olarak fototerapi uygulanmaktadır. Tedavinin amacı kanda birikmiş olan fazla bilirubin maddesinin kandan uzaklaştırılmasını sağlamaktır. Tedavi uygulanırken yenidoğan bebek, fototerapi adı verilen özel dalga boylu ışınlarla kontrol edilir ve bilirubin maddesinin idrarda çözünmesi sağlanır. Fazla miktarda olan bilirubin maddesi idrarda çözünerek boşaltım yoluyla vücuttan uzaklaştırılır ve hastalık bu yöntemle tedavi edilmiş olur. Ancak fototerapinin ya da ışık tedavisinin her sarılık hatalığında bir çözüm yolu olarak kullanılması önerilmez. Kanda bilirubin maddesi oldukça fazla olduğu durumlarda tedavi yetersiz kalabilir. Çok miktarda bulunduğu durumlarda kan değişimi yapmak kaçınılmaz bir tedavi yöntemi olacaktır.

Perkütan Kateter Uygulamaları (Damar Yolu Açılması)

Perkütan Katater Uygulaması, Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitelerinde oldukça fazla başvurulan tedavi yöntemlerinden biridir. Tedavinin amacı kol ve bacaklardan kalbe uzanan ince bir damar yolu açılmasını sağlamaktır. Bu yönteme göre bebeğin kan dolaşımında dışarıdan etkin olarak verilen ilaç vb. maddeler hızlıca aktarılabilmektedir. Uygulama uzman doktorlar tarafından gerçekleştirilmektedir.

Total Parenteral Nütrisyon Uygulamaları (Damar Yolu ile Beslenme)

Yenidoğan bebeklerde ağız yoluyla beslenme sorunu ortaya çıkması durumunda damar yolu ile beslenmeye başvurulur. Beslenme bozukluğunun kısa sürede tespiti ve hemen tedaviye başlanması gereklidir. Beslenmenin yetersiz geldiği durumlar yenidoğan bebeklerin ilk gelişimini tamamlayamamasına ve ileride oluşabilecek kalıcı hasarlara yol açabildiğinden tedavinin kısa sürede tespiti ve tamamlanması önem teşkil etmektedir. Total Parental Nütrisyon tatmin edici sonuçlar veren tedaviler arasında yer almaktadır. Bu sebeple uzun süreli devam edilmesi önerilmez. Sindirim sisteminin düzenli olarak işler hale geldiği durumlarda parenteral beslenme yerine enteral beslenme uygulanmaktadır. Ancak beslenmenin sadece damar yolu açılarak sağlandığı durumlarda, parenteral beslenme yönteminin hızlıca hekim tarafından uygulanması gerekmektedir.

Toraks Tüpü Takılması (Akciğer Hava Kaçağı Tedavisi)

Toraks tüpü takılması işlemi akciğer hava kaçağı tedavisinde uygulanan bir çözüm olarak karşımıza çıkmaktadır. Yenidoğan bebeklerde akciğerlerin faal bir şekilde çalışmamasının altında herhangi bir sebep gösterilmemektedir. Bazı durumlarda meydana gelebilen bu hastalık doğumdan sonra geçen birkaç gün içerisinde meydana gelebilir. Belirgin semptomları her ne kadar tespit etmek zor olsa da bebekte bu problemden kaynaklı nefes alışverişinde zorluk  gözlenebilir. Nefes alış verişinin zor olduğu durumlarda ilk başvurulan yöntem oksijen tüpü kullanımı olsa da yeterli gelmediği durumlarda toraks tüpü bağlanması zorunlu hale gelebilir. Yenidoğan bebeğin iyileşmesi sonucu ise tüp çıkarılarak tedaviye son verilir.

Hasta Başı EEG (Beyin Elektrosu)

EEG (elektroensefalogram), beyin işlevlerinin elektriksel yöntemle gözlemlenerek kağıt üzerine işlenmesidir. Genel olarak epilepsi hastalığının araştırılması amacıyla bu yönteme başvurulmaktadır. Ancak bazı durumlarda yenidoğan bebeklerin beyin işlevlerinin incelenmesi için de EEG’ye başvurulmaktadır. Beyin aktivitelerinin normal çalışıp çalışmadığı kontrol edilen bu yöntemde bebek gelişimi açısından herhangi bir anormalliğin tespit edilmesi durumunda erken tedaviye başlamak kaçınılmaz olacaktır.  EEG uygulamasının erken teşhis ve tedavi açısından önemi çok yüksektir. Bebekte uygulanacak hızlı bir tedavi ve iyileşme kalıcı hasarları önleyecektir.

Hasta Başı EKO (Kalp Ultrasonu)

EKO (kalp ultrasonu), kalbi görüntülemek amacıyla ses dalgalarının kullanıldığı monitöre bağlı bir ultrason yöntemidir. Herhangi bir radyasyon yayma durumu olmayan ve bebek için zarar teşkil etmeyen bu yönteme göre yenidoğan bebeğin kalbi EKO yardımıyla rahat bir şekilde gözlemlenebilmektedir. Hastalıkların tespiti ve tedavisi kolaylıkla sağlanabilmektedir. Yenidoğan bebeklerde, bir kısmı anne karnında fetal eko yöntemi tespit edilebilirken bir kısım ise doğumdan yaklaşık bir yıl sonrasında tespit edilebilmektedir. Söz konusu kalp rahatsızlıkları doğumdan kaynaklı olarak da meydana gelebilir. Rutin kontrollerin oldukça önemli olduğu bilinmektedir.  Doğum sırasında meydana gelebilen kalp rahatsızlıklarının belirtileri morarma, yüksek tansiyon ve solunum düzensizlikleri olarak kendini gösterebilir. Bu belirtilere sahip olan yenidoğan bebeklerin uzman hekimler tarafından kontrol edilmesi  oldukça önemlidir.

Hasta Başı USG (Beyin ve Diğer İç Organların Değerlendirilmesi İçin Ultrason)

USG (ultrasonografi), yenidoğan bebeğin beyninin ve diğer iç organlarının detaylı bir şekilde incelenmesi amacıyla ultrasonik ses dalgaları yardımıyla gerçekleştirilen tıbbi görüntüleme tekniğidir. Radyoloji uzmanları tarafından gerçekleştirilen bu yöntem, yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde yapılmaktadır. USG yöntemi karaciğer, pankreas, safra kesesi, dalak ve böbrekler gibi tüm batın USG’si çekilerek sağlanmaktadır.  Bunun yanı sıra beyin gelişimini incelemek amacıyla transfontanel kranial USG de yapılabilir. Bu sayede beyin işlevlerinin yeterince yerine getirilip getirilmediği ve anormal durumların araştırılması sağlanır. Herhangi oluşan olumsuz bir durumda derhal muayene ve tedavi yollarına başvurulmaktadır.

Retinopati Muayenesi (Erken Doğan Bebeklerin Göz Muayenesi)

Bebeklerde görülen en sık göz rahatsızlıklarından birisi retinopatidir. İnsanlarda göz gelişimi her ne kadar ilkokul yıllarına kadar devam etse de en önemli göz gelişimi bebek anne karnındayken olan göz gelişim evresidir. Erken doğumun gerçekleştiği durumlarda ise bebeklerde göz damarlarının gelişimi tam olarak sağlanamamaktadır. Bu gelişimin devamı bebek doğduktan sonraki süreci de kapsamaktadır. Prematüre doğan bebeklerde oksijenin gereğinden fazla verilmesi durumlarında  gözde bulunan damarlar anormal şekilde gelişebilir. Bu anormal gelişimin bir sonucu olarak retinopati hastalığı ortaya çıkar. Retinopati hastalığının tedavisinde lazer uygulamalarından yararlanılmaktadır. Tedavinin etkili olabilmesi için erken teşhis ve tedavi oldukça önemlidir. Özellikle erken doğumlarda Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesinde bebeğin sürekli olarak uzman hekimler tarafından tedaviden geçirilmesi ve olası bir riskin önüne geçilmesi sağlanmaya çalışılmaktadır.

Eğer siz değerli hastalarımız doğum yapmaya hazırlanıyorsanız Yenidoğan Yoğun Bakım tıbbi birimlerimizin bağlı olduğu hastanelerimize başvurarak bebeğiniz için sağlıklı bir doğum alanı tercih edebilir, doğum öncesi ve sonrası bebeğinizin karşı karşıya kalabileceği komplikasyonlara karşı önleminizi alabilirsiniz.

 

 

Değerli Yorumlarınızı Bekliyoruz.