Prostat Kanseri

Prostat Kanseri

Prostat bezi erkek ürogenital sisteminde idrar torbasının altında yer alır ve idrar borusunu saran ceviz büyüklüğünde bir organdır. Görevi ise ejakülatın sıvı kısmını üretmek ve koitus sırasında ejakülatın dışarı atılmasına yardım etmektir.
Prostat kanseri prostat bezi hücrelerinin kontrolsüz ve anormal bir şekilde çoğalması sonucunda ortaya çıkan displastik oluşumlardır. Erkeklerde akciğer kanserinden sonra en sık görülen kanser türlerinden biridir. Genellikle yavaş seyirlidir ve başlangıçta ciddi semptomlar vermez. Kanser sadece prostat bezi ile sınırlıdır bunun yanında bazı prostat kanser türleri yavaş yavaş ve minimal boyutlarda büyürken, tedaviye ihtiyaç bile duyulmayabilir. Diğer yandan bazı tipler agresiftir ve hızla yayılabilir.
Erken tespit edilen prostat kanserinde tümör prostat bezi ile sınırlı kaldığı için tedavide başarı şansı daha yüksektir. Prostat kanseri erken evrelerinde hiçbir belirti ve semptomlar oluşturmayabilir. İlerlemiş evre 3-4 prostat kanserinde aşağıdaki belirti ve semptomları görebiliriz;
  • İdrar yapmada zorluk
  • İdrar akışında zorlanma nedeniyle azalma
  • Seminal sıvıda kan görülmesi
  • Pelvik bölgede rahatsızlık hissi
  • Erektil disfonksiyon
  • Kemik ağrısı
Yukarıdaki belirtilerden bir veya birkaçını yaşıyorsanız mutlaka doktorunuza muayene olunuz. Prostat kanseri taramasının riskleri ve yararları çeşitli tıp otörleri tarafından tartışılıyor. Ancak doktorunuzla birlikte size neyin iyi geldiğine karar vermeniz gerekir.
Prostat Kanseri Nedenleri
Prostat kanserinin sebebi belli değildir. Ancak prostat bezi hücrelerinde anormal yapılaşmalar kanserin başladığının göstergesidir. Anormal hücrelerin DNA’sında gerçekleşen mutasyonlar hücrelerin normalden daha hızlı büyümesine ve bölünmesine neden olur. Yaşam süresini dolduran hücreler ölürken, anormal tümöral oluşumlar hızla büyümeye devam eder. Hatta parçalanabilir ve vücudun diğer yerlerine metastaz yapabilir.
Prostat Kanseri İçin Risk Faktörleri
Prostat kanseri riskini arttıran durumlar şu şekildedir;
  • Prostat kanseri için en önemli risk faktörü yaştır. Yaş ilerledikçe prostat kanserinde artış yaşanmaktadır.
  • Siyahi ırk erkeklerde beyaz erkeklere göre prostat kanseri ihtimali daha yüksektir ve kanser daha agresif seyirlidir.
  • Ailede prostat kanseri öyküsü varsa risk artışı fazladır.
  • Ailede BRCA1 ve BRCA2 gen mutasyonu ile ilgili meme kanseri öyküsü varsa prostat kanseri riski artar.
  • Prostat kanseri tanısı alan obez erkeklerin tedavisi daha zordur ve kansere yakalanma ihtimali daha fazladır.
Prostat Kanseri Yayılım Şekli
Prostat bezi idrar borusunu çevrelediği için bezde yer alan tümöral oluşumlar zamanla mesane ve yakındaki diğer organlara metastaz yapabilir. İleri evre prostat kanserleri kan veya lenfatik sistem yoluyla kemiklere ve daha uzak organlara yayılabilir. Eğer kemiklere yayılım yaparsa kemik ağrılarına ve kemik kırıklarına sebep olabilir. Prostat bezi içerisindeki lezyonlar zamanla ilerleyerek mesaneyi sıkıştırır ve idrar kaçırma gibi problemlerle karşılaşabilirsiniz. Üriner inkontinans tedavisi ise türe, şiddetine göre değişiklik gösterir. İdrar kaçırmayı engelleyen ilaçlar, kateterler ve cerrahi tedavi yöntemi üriner inkontinansın önüne geçmekte etkilidir. Prostat kanseri sonucunda erektil disfonksiyon yaşıyorsanız bunun tedavisi cerrahi radyasyon ve hormon ilaçlarıdır.
Prostat Kanserini Önlemek İçin;
  1. Meyve sebze ağırlıklı bir diyeti tercih edin. Yüksek yağlı yiyeceklerden kaçının. Kepekli tahıllar ve yüksek vitamin içeren besinleri tüketin.
  2. Haftanın en az üç günü düzenli olarak egzersiz yapın ve kilonuzu kontrol altına almaya çalışın. Egzersiz yapmayan erkeklerde PSA seviyeleri daha yüksek bulunur ve prostat kanseri riski artar.
  3. Prostat kanserini önleyebilmek için bazı çalışmalar finansterid gibi 5 alfa redüktaz inhibitörleri kullanılmasının etkin rol oynadığını göstermektedir. Ayrıca 5 alfa redüktaz inhibitörleri erkeklerde saç dökülmesini de kontrol altına alır. Ancak yine de bu ilaçları kullanırken doktorunuza danışmakta fayda vardır.
Prostat Kanseri Tanısı
Bazı tıbbi kurum ve kuruluşlar belli bir yaştan sonra sağlıklı erkeklere prostat kanseri için tarama yapılması konusunda ortak fikir birliğine varamazlar. Ancak yine de 50'li yaşlardan sonra prostat kanseri taraması yapılıp ve prostat kanseri için risk faktörlerine sahip olan erkeklerin kontrol altına alınması önerilir. Prostat kanseri taraması için öncelikli olarak rektuma komşu olan prostat bezini incelemek amacıyla hekimler dijital rektal muayene gerçekleştirir. Dijital rektal muayene rektuma eldivenli ve kayganlaştırıcı jel sürülmüş parmak sokularak uygulanır. Bu sayede hekim prostat bezinin dokusunu, şeklini ve boyutunu rahat bir şekilde test edebilir ve herhangi bir anormallik varsa kayıt altına alır. Diğer bir tarama yöntemi ise prostat spesifik antijen testidir. Bu test için kan örneği alınır ve prostat bezi tarafından doğal olarak üretilen PSA için alınan kan örneği laboratuvara gönderilir. Eğer PSA düzeyi normalden daha yüksek çıkarsa prostat enfeksiyonu, prostat bezinde büyüme ya da prostat kanseri ihtimalini gösterir.
Hekim dijital rektal muayene ve prostat spesifik antijen testi sonuçlarında anormallik tespit ederse tanısını doğrulamak için daha ileri aşamalara geçecektir. Bunun için transrektal ultrason kullanılır. Rektuma küçük bir prop yerleştirilir ve prostat bezinin görüntüsü ses dalgaları kullanılarak rahat bir şekilde görülebilir. Henüz tanı için yeterli bilgi toplanmadıysa bir sonraki aşama prostat biyopsisidir. İnce bir iğne yardımıyla prostat bezine girilir ve buradan doku örneği alınır. Daha sonra alınan doku, incelenmek üzere laboratuvara gönderilir. Eğer henüz prostat kanseri tanısını koymak için yeterli bilgiye ulaşılamadıysa prostat biyopsisini desteklemek amacıyla manyetik rezonans görüntüleme teknolojisi kullanılır. Prostat bezinden daha hassas bir görüntü elde edebilmek için manyetik rezonans inceleme ve transrektal ultrason füzyon teknolojisi prostat biyopsisi doğruluğunu artırmaktadır.
Prostat kanseri diğer görüntüleme yöntemleri ile tespit edilmeden önce tekrarlayan prostat kanseri vakalarının erken aşamalarda tespitini sağlamaya yardımcı olmak için C11 Colin PET taraması büyük yarar sağlamaktadır.
Prostat Kanseri Evrelemesi
Günümüzde prostat kanseri evrelemesi için çeşitli klasifikasyon yöntemleri kullanılmıştır. Bunların en önemlisi Gleason Sistemi’dir. Kanserin yapısal özelliklerini inceleyerek büyüme paterni ve glandüler farklılaşmanın derecesi hakkında fikir verir. Gleason skorlaması genellikle 2 ile 10 arasında puanlama yapar. 2 agresif olmayan kanseri, 10 ise çok agresif prostat kanserini ifade eder. Prostat biyopsi örneklerini değerlendirmek amacıyla günümüzde yaygın bir şekilde kullanılan Gleason Skorlaması çoğunlukla 6 ile 10 puan arasındadır. 6 puan düşük derecede prostat kanserini gösterirken 7 puan orta dereceli prostat kanserini ifade eder. 8 ile 10 puan arasındaki değerler yüksek derecede prostat kanserlerini gösterir. Bunun yanında agresif prostat kanserlerini tespit etmek için günümüzde genomik testler giderek daha fazla kullanılmaktadır.
Prostat Kanseri Tedavisi
Prostat kanseri tanı aldıktan sonra tedavi aşamasına geçebilmek için kanserin ne kadar hızlı büyüdüğünü ve hangi alanlara yayıldığını tespit etmek gerekiyor. Bunun yanında düşük dereceli prostat kanseri tanısı alan erkekler için tedavi gerekmeden hekim kontrolü sağlanmalıdır. Ancak aktif sürveyans söz konusu olduğunda kanserin ilerleyişini izlemek için düzenli takibin yapılması şarttır. Kan testleri, rektal muayeneler ve biyopsiler kanserin hangi evrede olduğunu göstermek için tercih edilmektedir. Bunun sonucunda ameliyat ve radyasyon gibi tedavi yöntemlerini hekim değerlendirecektir.
Prostat kanseri tedavi yöntemlerinden biri olan radikal prostatektomi prostat bezi ve çevre dokuları ile birlikte birkaç lenf nodunun çıkarılması işlemine denir. Bu ameliyat için robotik cerrahi tercih edilebilir. Robotik prostatektomide cerrahın geleneksel invazif yönteminden daha hassas hareketlerin yapılmasına imkan tanınır. Diğer bir cerrahi yöntemi ise retropubik cerrahi yöntemidir. Prostat bezi karından kesi yapılarak çıkarılır. Radikal prostatektomi sırasında inkontinans ve erektil disfonksiyon riski vardır.
Prostat kanseri tedavilerinden olan radyasyon tedavisi kanser hücrelerini öldürmek için iki şekilde uygulanır. Birincisi vücudumuzun dışından alınan X ışınları veya protonlar gibi yüksek enerjili dalgalar, genellikle birkaç hafta boyunca haftanın beş günü özel odalarda gerçekleştirilir. İkinci yöntem ise brakiterapidir. Brakiterapi radyasyon, prostat dokusuna pirinç büyüklüğünde birkaç radyoaktif tohum yerleştirmeyi içerir. Brakiterapide uzun süre ve düşük dozda radyasyon sağlandığı için implant edilen tohumlar bir süre sonra radyasyon yaymayı durdurur ve çıkarılmasına gerek yoktur.
Radyasyon tedavisinin yan etkileri erektil disfonksiyon, sık idrara çıkma ishal gibi durumlardır.
Prostat kanserinin diğer tedavi yöntemlerinden olan hormon tedavisinde amaç prostat bezinin büyümesini engellemektir. Prostat bezi genellikle testosteron yardımıyla trofik etki gösterir. Vücuda testosteron üretimini engelleyen LH reseptör agonistleri ilaçlar verilebilir. Bunlar löprolid, goserelin, triptorelin histrelin olarak sayılabilir. Antiandrojen olarak bilinen 5 alfa redüktaz inhibitörleri ise kanser hücrelerine testosteronun ulaşmasını engeller. Örnek olarak bikalutamid, nilutamid ve flutamid verilebilir.
Diğer bir tedavi yöntemi ise testisleri çıkarmak yani orşiektomidir. Böylece vücutta üretilen testosteron seviyeleri azaltılmış olur.
 

Değerli Yorumlarınızı Bekliyoruz.