Obezite Cerrahisi
Genel Cerrahi

Obezite Cerrahisi

    Obezite Nedir?

    Obezite günümüzde toplum sağlığını tehdit eden en önemli hastalıklardan biridir. 1998 yılında Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ-WHO) tarafından bu yüzyılın en önemli sorununun obezite olacağı öngörülmüş olmasına ve birçok önlem alınmasına rağmen obezite hızla büyüyen bir sorun olmaya devam etmektedir. Obezite, sigaradan sonra önlenebilir ölümlerin ikinci sebebidir. Yani obeziteden kurtulmak, sigarayı bırakmak gibi insan sağlığı açısından birçok iyileşme sağlar.

    Obezite cerrahisi sonrasında, ölüme veya devamlı ilaç kullanmaya sebep olan birçok kronik hastalıkta büyük gerilemeler ve hatta büyük bir kısmında tamamen iyileşmeler görülür. Obeziteve metabolik cerrahi ameliyatı uygulanan hastaların büyük bir çoğunluğu ilaçlarını bırakır. Obez olarak geçirilen uzun yıllardan sonra hayata yeni bir başlangıç yapar. Önemli olan bu yeni başlangıca psikolojik olarak en iyi şekilde hazırlanmış olmak ve eski günlere dönmemektir. Hayatta her zaman, her konuda ikinci şansınız olmayabilir. Ama obezite cerrahisi insana bu şansı sunmaktadır. Cerrah, obezite ameliyatı ile hastanın midesini küçülterek bu şansı başlatır, ancak ikinci şansı kullanmada asıl sorumluluk hastanın kendisine aittir. İkinci hayata başlanan ilk yıldaki yeme alışkanlıklarını bundan sonraki hayatına yayarsa ömür boyu sağlıklı ve mutlu olacağı aşikardır.

    Bariyatrik Cerrahi Endikasyonları Kabul Edilen Kriterler Nelerdir

    Bariyatrik cerrahi endikasyonları ülkeden ülkeye değişmekle beraber Sağlık Bakanlığımızca kabul edilen kriterler aşağıdaki gibidir:

    1. Vücut kitle indeksi (VKİ) ≥ 40 kg/m2 olması.

    2. VKİ ≥ 35 kg/m2 olması durumunda obezite ile ilişkili en az 1 komorbiditenin eşlik ediyorolması gereklidir. Bu durumlar arasında;

    • Tip 2 Diabetes Mellitus (Şeker Hastalığı).

    • Hipertansiyon (Yüksek Tansiyon).

    • Dislipidemi (Yağ Düzeylerinde Bozukluklar)

    • Uyku-Apne Sendromu ( Uyku Sırasında Solunum Bozukluğu)

    • Obezite-Hipoventilasyon Sendromu

    • Pickwick Sendromu (uyku-apnesendromu ve obezite-hipoventilasyon sendromunun bir arada olması).

    • Alkol dışı yağlı karaciğer hastalığı

    • PsödotümörSerebri (Tüm bulgular normal olmasına rağmen; ‘Kafaiçi Basınç Artışı’).

    • Gastro-Özofagial Reflü Hastalığı.

    • (Gıda ve Mide İçi Sıvıların Yutak Borusuna Kaçması).

    • Astım.

    • Venöz Staz Hastalığı (Toplayıcı Dolaşım Sisteminde Durağanlık).

    • İleri Derecede Üriner İnkontinans (İdrar Tutamama).

    • Günlük yaşamı etkileyen Artrit Hastalığı (Eklem İltihabı).

     

    Bariyatrik Cerrahi Ameliyatlarının Uygulanmaması Gereken Durumlar

    Bariyatrik cerrahi ameliyatları veya metabolik cerrahi ameliyatlarının birçok faydası olmasına rağmen bazı hasta gruplarında uygulanması uygun değildir. Uygulanması durumunda büyük problemlere yol açacağı için, sağlık bakanlığımızca bariyatrik cerrahi ameliyatlarının uygulanmaması gereken durumlar şunlardır:

    • 18 yaşından küçük veya 65 yaşından büyük olmak; ancak ciddi bir komorbiditenin (Tip 2 DM, HT gibi) eşlik ettiği durumlarda yine de düşünülebilir

    • Tedavi edilmemiş ve obeziteye yol açan bir endokrin hastalığın bulunması. (Cushing, hipotiroidizm, insülinoma gibi).

    • Tedavi edilmemiş bir yeme bozukluğunun bulunması (bulimianevroza- kontrolsüz yeme ve her türlü sağlığa zararlı yolla alınan bu kilolardan kurtulmaya çalışma gibi).

    • Tedavi edilmemiş major depresyon ya da psikozun bulunması (Ağır Ruh sağlığı bozuklukları).

    • Ciddi kanama pıhtılaşma bozukluğu varlığı.

    • Anestezi almayı engelleyecek kadar ciddi kalp hastalığının bulunması.

    • Alkol veya madde bağımlılığı.

    • Hayat boyu sürecek vitamin replasmanı ya da kalori kısıtlayıcı diyet gibi beslenme önerilerine uyum sağlayamayacak olmak.

    • Halen gebe olmak veya 12-18 ay içinde gebelik planı olması.

    • Bilinen kanser hastalığının olması

    • Şiddetli gastroözofagiyal reflü hastalığı (GÖRH) (özelikle tüp mide ameliyatı için).

    • Portal hipertansiyon (Karın içi venöz sistemde basıncın artması)

    • Crohn hastalığı olanlarda gastrikby-pass cerrahisi.

    En sık yapılan ameliyat “Tüp mide” ameliyatı olarak bilinen “Sleevegastrektomi” ameliyatıdır. Bunu ise “Gastrik by-pass” ameliyatı takip eder. Bunların dışında “Mini gastrikby-pass”, “Duodenal Switch” ve “Transit Bipartisyon” gibi ameliyat yöntemleri de mevcuttur.

    Tüp mide ameliyatının en sık uygulanan ameliyat olmasının birçok sebebi vardır. Bunlardan ilk ve en önemli olanı, bu ameliyat ile sindirim sisteminde büyük çapta değişim yapılmamasıdır. Böylece hastanın 6 ay ile 1 yıl arasında büyük miktarda kilo vermesi sağlanırken, aynı zamanda en az zarar vermeye çalışılır. Diğer ameliyatlarda daha hızlı kilo verilebilmesine rağmen, hastada birçok vitamin eksiklikleri ve hipoglisemi atakları gibi problemler ortaya çıkabilmektedir.

    Bu ameliyatın diğer tüm obezite ve metabolik cerrahi ameliyatlarından avantajlı olmasının sebebi bu ameliyatta herhangi bir anastomoz yapılmamasıdır. Anastomoz; iki sindirim sistemi organının birbirine birleştirilmesi olayıdır. Bu mide ile ince barsak arasında veya iki ince barsak kısmı arasında dikişle veya stapler yardımı ile yapılan birleştirme işlemidir. Bu anastomozlar yapıldıktan sonra dikişler arasından kaçak olabilir ve bu da büyük bir risk oluşturur. Bu nedenle “tüp mide” ameliyatı tüm diğer obezite ve metabolik cerrahi operasyonlarından daha az risk doğurur.

    “Tüp mide” ameliyatı sayesinde hastanın mide hacmi küçüldüğü için hastalar bu ameliyattan sonra fazla yemek yiyemezler. Bu kısıtlayıcı bir ameliyattır. Yani mide hacmi küçüldüğü için hastaların fazla yemek yemesi kısıtlanmış olur. Ayrıca çıkarılan kısımdan salgılanan ve iştahı arttıran ‘Ghrelin’ hormon düzeyi de azaltılmış olur.

    Diğer tüm obezite ve metabolik cerrahi ameliyatlarında ise amaç hem kısıtlama hem de besin emilimini kısıtlamaktır. Bu ameliyatlarda mide hacminin küçültülmesinin yanında, aynı zamanda yiyeceklerin ince bağırsakların bir kısmından pas geçmesi sağlanır. Böylece daha az bağırsak kısmından geçen yiyeceklerin daha az emilmesi sağlanmış olur. Yani hastanın aldığı kalorilerin tamamı emilemez ve emilemeyen kaloriler dışkı ile atılır. Böylece daha az yemek yemenin yanı sıra, daha az kalori emilimi de sağlanmış olur. Bu yöntemler ile tüp mide ameliyatından daha hızlı bir şekilde kilo verilmesi sağlanmış olur.

    Kısıtlayıcı + emilim azaltıcı prosedürlerden biri olan ve dünyada ikinci sıklıkla yapılanobezite ameliyatı olan “GastrikBy-pass” obezite cerrahisinde birçok merkez tarafından “altın standart” yöntem olarak kabul edilmektedir. Özellikle şeker hastalığı tedavisinde öne çıkan metabolik cerrahi yöntemlerinden bir miktar az oranda etkilidir. “Duodenal Switch” ve “Transit Bipartisyon” gibi yöntemlerle şeker hastalığının düzelme ihtimali %95’in üzerinde iken, “Gastrik by-pass” ile bu oran %85-87 arasındadır. Ancak bu ameliyata çok benzer ameliyatlar özellikle mide kanseri hastalarında uzun yıllardır uygulanmaktadır. Bu nedenle de bu ameliyata bağlı uzun dönemde ortaya çıkabilecek riskler ile ilgili bilgimiz diğer yöntemlere göre daha fazladır.

    “Duodenal Switch” ve “Transit Bipartisyon” gibi yöntemler ise bu iki yönteme göre daha kompleks ve daha çok anastomoz içeren ameliyatlardır. Ancak özellikle şeker hastalığı ve tansiyon hastalığı gibi ek hastalığı olan kişilerde, metabolik bozuklukların tedavi edilmesinde daha iyi sonuçlar vermektedirler. Tüm bu işlemlerin kilo verme ve metabolik hastalıkları tedavi etmek gibi çok ama çok yüz güldürücü sonuçları olmasına rağmen, bu hastaların yakın olarak takip edilmesi mecburidir.

    Obozitede Robotik Cerrahi

    Öte yandan robotik cerrahi ile ameliyat daha güvenli bir şekilde uygulanabildiği için tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de bu yöntem daha fazla tercih edilir olmuştur. En büyük sorun robotik cerrahi sisteminin her merkezde bulunamayışıdır. Ciddi bir yatırım ve eğitim maliyeti olan bu sistemlerin obezite cerrahisi açısından devrim niteliğinde faydası olmuştur. Robotik Cerrahide 3 boyutlu görüntüleme ile çok daha net ve keskin bir görüş elde edilebilmektedir. Ayrıca kullanılan cerrahi aletler eklemli bir yapıya sahip olduğundan (Laparoskopide bu özellik yoktur) Cerrahın kol ve bilek hareketlerini taklit ederek son derece hassas cerrahi müdahalelerin yapılmasını mümkün kılmaktadır. Cerrahi işlem sırasında yorgunluk ile birlikte kamera sistemi ve cerrahi kollarda ortaya çıkabilecek titreme ve odak kaybı robotik sistemde tamamen ortadan kaldırılmıştır.