Eklem Ağrılarına Kök Hücre Tedavisi
Ortopedi ve Travmatoloji

Eklem Ağrılarına Kök Hücre Tedavisi

Eklem Ağrılarına Kök Hücre Tedavisi

Kronik bir şekilde diz, omuz ya da kalça bölgesinde bulunan kıkırdak yapılarında meydana gelen problemler nedeniyle eklem ağrısı yaşayan hastalar için kök hücre tedavisi cerrahi olmayan yöntemlerin arasında sıklıkla kullanılmaktadır. Bunun nedeni hekimin ağrılı dejeneratif rahatsızlıkları olan hastalara kök hücre tedavisini uyguladıktan sonra büyük oranda iyileşme görülmesidir. Rejeneratif tıp özellikle kök hücre tedavisi, ağrı yönetimi ve iyileşme konusunda büyük bir gelişme göstermiştir. (Kök hücre tedavisinden önce eklem ağrıları yaşayan hastaların sadece semptomlarının giderilmesine yönelik tedavi veriliyor ve ilaçlar ile hafiflemeyen ağrılar için ise cerrahi operasyonlar tercih ediliyordu.) Kök hücre tedavisinin mantığı vücudun kendi dokusundan hücreler elde ederek yine kendi doku ve eklemlerini onarması sonucu iyileşmesidir.

Kök Hücreler Nasıl Elde Edilir?

Kök hücre vücudun kas, kan, beyin gibi dokularından elde edilir ve daha sonra enjekte edilen yerde çeşitli hücre tipleri olma potansiyeline sahiptir. Son yıllarda kök hücre tedavisi ile kırışık gidermeden omurganın onarımına ve diz hasarlarının tedavisine kadar birçok hastalık tedavi edilebilmektedir. Hayvan çalışmalarında kök hücre tedavileri kalp hastalığı, Parkinson ve Kas Distrofisi gibi çeşitli hastalıklar için umut vaad ettiğini göstermiştir. Ayrıca bu tedavi potansiyel olarak Osteoartrit hastaları için de kemiklerin uçlarını örten kıkırdak yapının yıpranması ve kemiklerin birbirine sürtünmesi sonucu ortaya çıkan ağrı, şişlik, sertlik ve hareket kaybı gibi sorunların önüne geçebilmek amacıyla yapılmaktadır. Dünya üzerinde milyonlarca insan Osteoartrit hastalığı ile mücadele etmektedir. Birçoğu semptom ve belirtilerini egzersiz, kilo kaybı ve yaşam tarzı değişiklikleri yoluyla yönetir. Semptomlar şiddetli hale gelirse total diz protezi yapılarak cerrahi operasyon gerçekleştirilir. Ancak cerrahiye uygun olmayan hastalar için kök hücre tedavisi alternatif bir seçenek olarak karşımıza çıkmaktadır.

İnsan vücudu kemik iliğinde sürekli olarak kök hücreler üretilmektedir. Vücuttaki belli koşullara ve sinyallere göre kök hücreler ihtiyaç duyulan noktaya yönlendirilir. Rejeneratif tedavi yöntemlerinden olan kök hücre tedavisi vücuttaki hasarlı dokuları kendi kendine onararak işe yarayan bir yöntemdir.

İnsan vücudunda 2 ana kök hücre sınıfı vardır. Yetişkin vücutta herhangi bir hücre haline gelebilen pluripotent ve daha sınırlı bir hücre haline gelmekte multipotent hücrelerdir. Özellikleri, farklılaşması ve terapötik uygulamaları araştırmacılar tarafından tartışılmaktadır. Ancak doku rejenerasyonu ve onarımında büyük bir potansiyele sahiptir. Hücrelerin kök hücre tanımına girebilmesi için 2 temel özelliği göstermeleri gerekir; kaynak hücre ile aynı genetik diziye ve kendini sınırsız yenileme yeteneğine sahip olmalıdır. Bu özellik kontrolsüz bir şekilde bölünen kanser hücreleri için de geçerlidir. Ancak kök hücrelerin bölünmesi oldukça düzenlidir. Somatik kök hücreler olarak adlandırılan yetişkin kök hücreler fetüs, plasenta, göbek kordonu kanında bulunmaktadır. Yetişkin insanda kemik iliğinden elde edilen kök hücreler olduğu için pluripotent ve multipotent ayrımı ortaya çıkmıştır. Pluripotent kök hücreler vücuttaki tüm hücre tiplerine farklılaşma kabiliyetine sahip oldukları için özelleşmiş multipotent kök hücrelere dönüşmeden önce embriyoda kısa bir süre bulunmaktadır. Pluripotent kök hücreler terapötik olarak insanlarda henüz kullanılmamıştır. Çünkü hayvan çalışmalarında ortaya çıkan sonuçlara göre teratom gibi agresif tümörlerin oluşumu meydana gelebilir. Ancak diğer taraftan kemik iliğinden alınan multipotent kök hücreler 1960'lı yıllardan beri lösemi ve lenfomayı tedavi etmek için kullanılmaktadır. Buradaki hücreler lenfositlere, megakaryositlerde ve eritrositlere dönüştüğü için kan kanserlerinin tedavisinde kolaylıkla ayırt edilir. Son yıllarda eklem hastalıklarının tedavisinde de kullanılan kök hücre yöntemi konusunda çalışmalar devam etmektedir.

Diz İçin Kök Hücre Tedavisi

Kemiklerin uçlarını örten kıkırdak sürtünme ile birlikte kemiklerin yumuşak bir şekilde hareketine izin verir. Ostaoartrit gibi çeşitli dejeneratif hastalıklar zamanla kıkırdağa zarar vererek sürtünmenin artmasına neden olur. Ağrı, iltihaplanma ile birlikte hastada hareket ve işlev kaybı meydana gelir. Teorik olarak kök hücre tedavisi kıkırdak gibi vücut dokularında meydana gelen bozulmalara karşı onarma ve hasarı yavaşlatmaya yardımcı olmak için vücudun kendi iyileştirme mekanizmasını kullanır. Tedavi ile hekimler hasarlı kıkırdağı onarmayı, iltihabı ve ağrıyı azaltmayı, diz protezi ameliyatı ihtiyacını önleme ve geciktirmeyi hedeflemektedir.

Eklem ağrılarını yok etmeye ve azaltmaya yönelik uygulanan kök hücre tedavisi invazif değildir. Bu konuda yapılan çalışmalar kök hücre tedavisinin yan etkilerinin minimum düzeyde olduğunu göstermektedir. İşlemden sonra bazı hastalar geçici olarak ağrıda artış veya eklemde şişlik yaşayabilir. Hastanın kendi hücresi kullanıldığı için ciddi yan etkileri önemli ölçüde azalmıştır. Kök hücreleri toplamanın ve prosedüre uygun bir şekilde işlemenin çeşitli yolları vardır. Kök hücreler ameliyat sırasında veya uygun bir ortamda enjeksiyonla doğrudan ekleme verilebilir. Kök hücre enjeksiyonları uygularken hekim, hücreleri tam olarak hasarlı kıkırdak bölgesine iletmek için ultrason gibi tıbbi görüntüleme yöntemi kullanır.

Eklem Hastalıkları İçin Kök Hücre Tedavisi Güvenli Mi?

Kök hücre tedavisinde hastanın kendi hücreleri kullanıldığı için istenmeyen reaksiyon riski minimal düzeydedir. Dolayısıyla eklem hastalıkları için kök hücre tedavisi güvenilir bir yöntem olarak kabul edilir. En sık görülen yan etkiler ise eklemde geçici olarak meydana gelen şişlik ve ağrıdır. Ancak yapılan bazı araştırmalar kök hücre tedavisinin vücutta çeşitli yerlerde tümör oluşumu riskini artırabileceğini öne sürmektedir. Çoğu rejeneratif tedavi yöntemlerinde olduğu gibi bu konuda da uzmanlar tarafından yapılan çalışmalar geniş bir şekilde devam etmektedir. Ancak şimdiye kadar birçok hastada alınan yanıtlar yüz güldürücüdür.

 

Değerli Yorumlarınızı Bekliyoruz.