Ameliyatsız Prostat Kanseri Tedavisi
Üroloji

Ameliyatsız Prostat Kanseri Tedavisi

Erkeklerin korkulu rüyası olan prostat kanseri, yaklaşık her 14 dakikada bir erkek hastanın ölümüne sebep olmaktadır. Erkeklerde çok sık görüldüğü bilinen bu kanser türüne, özellikle 50 yaş ve üstü erkeklerde rastlanmaktadır. Aynı zamanda 65 yaş üstündeki hastalarda erken dönemlerde hiçbir hastalık belirtisi olmayabilir. Tüm kanser türlerinde olduğu gibi bu kanser türünde de son hızla tedavi çalışmaları sürmektedir.

Prostat Kanseri Tanımı

Prostat, erkek üreme sisteminin bir elemanıdır. Mesanenin alt kısmında, rektumun ise önünde bulunur. Prostatın görevi, spermin bir parçası olan seminal sıvıyı üretmektir. Prostat, yaş ilerledikçe büyümektedir. Böylelikle üretra daralmaktadır ve idrarın akış şiddetini azaltmaktadır. Bu durum her zaman kansere işaret değildir. İyi huylu prostat hiperplazisi denen bir durum da olabilir. Prostat kanseri, prostatta olan kontrolsüz hücre üremeleri sebebiyle olur. Bu kanser türü oldukça yavaş büyümektedir. Aynı zamanda daha hızlı ilerleyen prostat kanserleri de mevcuttur ve böyle bir durumda acil olarak tedaviye başlanması gerekmektedir. Prostat kanseri, diğer kanser türlerine göre başka organlara daha kolay yayılmaktadır. Bu yüzden prostat kanserinde erken teşhis ve tedavi son derece önemli bir yere sahiptir.

Prostat Kanseri Belirtileri ve Tanısı

Prostat kanseri genelde erken evrede belirti göstermez. İlerleyen evrelerde belirtiler görünmeye başlar. Prostat kanseri belirtileri aşağıdakiler gibidir:

  • İdrar yaparken zorlanmak ve yanma hissetmek
  • Mesanenin boşaldığını hissedememek
  • Geceleri sık sık idrara kalkmak için uyanmak
  • İdrarda ya da menide kan olması
  • İdrar yapamamak
  • İdrar akışında azalma
  • Otururken rahatsız olmak ya da ağrı hissetmek.
  • Ağrılı boşalma durumu
  • Halsizlik

Kanser hücrelerinin prostattan başka organlara yayılmasıyla birlikle başka belirtiler de görülebilir. Genelde bu durumda görülen belirtilerin bazıları:

  • Kemik ağrıları
  • Bağırsak fonksiyonlarında bozukluk
  • Sebepsiz kilo kaybı
  • Ayaklarda ya da bacaklarda oluşan ödem ve ağrı

Eğer yukarıda belirttiğimiz belirtiler sizde mevcut ise, en kısa sürede kontrollerinizi yaptırın.

PSA Testiyle Tanı

Prostat kanserinin belirtileri sonucunda tanı koymada PSA yani prostat spesifik antijen kullanılmaktadır. Prostat kanserinde tanı konulması için çok yaygın kullanılan PSA, prostattan salgılanıp kan dolaşımına sadece belirli oranda geçebilen proteindir. Bu proteinin kandaki total oranının belirlenmesi tanıyı gerçekleştirebilmektedir. PSA referans aralığını yaş değişikliği ile farklılık göstermektedir. Ancak 4 ng/ml biriminin altında olması beklenir. Aynı zamanda prostatın iltihaplanması, idrar yolu enfeksiyonu, cinsel ilişki, sonda takma işlemi, idrar yolu ameliyatları ve prostatın iyi huylu büyümesi de PSA proteininin kandaki oranı arttırdığı bilinmektedir. Kandaki PSA proteininin oranıyla birlikte parmak ile rektal muayene uygulanarak kanser taraması desteklenebilir.

Standart Prostat Biyopsi Yöntemiyle Tanı

Bu tanı yöntemi ile rektuma özel bir cihaz yerleştirilir ve prostattan parça alınır. Genellikle lokal anestezi kullanılarak yapılan bu işlem hastanede yatış gerektirmez. Alınan parça, patolojiye gönderilir ve dokular içinde kanserli hücrenin varlığının olup olmadığı araştırılır.

Multiparametrik MR Yöntemiyle Tanı

Kanserli olan hücreler ya da dokular bazı özellikleri açısından görüntü olarak sağlıklı hücrelerden ya da dokulardan farklıdırlar. Bu MR yöntemi yardımıyla rahatça görüntülenip tanı konulabilmektedir. Aynı zamanda işlem sonrası elde edilen MR görüntüleri, biyopsi yapılırken de yardımcı olarak kullanılabilir.

MR-Ultrason Füzyon Biyopsi Yöntemiyle Tanı

Bu yöntemle birlikle hastanın çekilmiş olan multiparametrik MR görüntüleri, prostat biyopsi işlemi yapılırken kullanılan ultrason cihazına aktarılmaktadır. Bu durum herhangi bir parça almakla uğraştırmayıp, bulunması gereken tümörün yerini tam olarak belirlemektedir. Bu uygulama iki yöntem kullanılarak yapılmaktadır. Biri "Transperineal" yöntemi, bir diğeri ise "Transrektal" yöntemidir. Transperineal yönteminde perineal bölgede ciltten girilmektedir. Genel ya da lokal anestezi kullanılmaktadır. Transrektal yönteminde ise rektumdan içeri girilmektedir. Lokal anestezi kullanılarak yapılmaktadır.

Yukarıda belirttiğimiz belirtiler mevcut ise en kısa sürede bir sağlık kuruluşuna tanı konusunda müracaat edin. Çünkü bilindiği üzere, prostat kanserinin erken evrede fark edilmesi hayatî anlamda olumlu katkı sağlamaktadır.

Prostat Kanseri Sebepleri

Günümüzde hâlâ prostat kanserine sebep olan şeyler net bir şekilde bulunamamıştır. Sadece prostatta normalden fazla oluşan hücre artışının sebep olduğu bilinmektedir. Normalde vücudumuzu oluşturan bütün hücreler belli bir zamana kadar yaşayabilir. Ancak kanser hücrelerinin DNA'sındaki değişiklik sebebiyle ölmezler. Böylelikle normal dışı hücre artışı, tümöre sebep olur. Aynı zamanda 50 yaşın üzerinde olmak, kanser olasılığını arttırdığı bilinmektedir. Bunların yanı sıra, genetik faktörler de prostat kanserini etkilemektedir. Örneğin; ailede prostat kanseri hikayesi olan bir baba ya da erkek kardeş varsa, ailedeki diğer erkek ya da erkeklerin de kanser olma olasılığını arttırmaktadır. Vücutta kalsiyum miktarının artmasıyla prostat kanseri riskinin arttığı düşünülmektedir. Son olarak, fazla kilo (obezite) ve hareketsizlik de prostat kanserine yakalanma olasılığını arttırmaktadır.

Prostat Kanserinde Evreler

Tümörün prostatta ve etrafında ne kadar yayıldığına göre evreleme yapılmaktadır. Evreleme yapılırken dikkat edilen unsurlar şunlardır:

  • Metastaz (başka bölgelere yayılma durumu)
  • Kanserin lenf nodlarında bulunup bulunmadığı
  • Tümörün boyutu
  • Tümörün prostatta yayılımı

Birinci Evre

Tümör sadece prostattadır. Tümör, rektal muayene sonucu fark edilemeyecek kadar küçüktür. Metastaz olma olasılığı oldukça düşüktür.

İkinci Evre

Tümör, prostatın içine doğru ilerler. Etrafında yayılmaz. Rektal muayene veya MR yardımıyla teşhis konabilir. Metastaz olma ihtimali yoktur.

Üçüncü Evre

Bu evrede, prostat kapsülünün yanı sıra sperm kesesine kadar yayılmıştır. Vücudun başka yerlerine yayılma ihtimali yoktur.

Dördüncü Evre

Dördüncü evre zamanında prostatın etrafında bulunan karaciğer, akciğer, kemikler veya lenf nodlarının yanı sıra diğer tüm dokulara kanser hücreleri yayılır.

Prostat kanserinde; kanserin derecesini öğrenmek son derece önemlidir. Aynı zamanda uygun görülen tedavinin hastaya uygulanması kanserin süreci açısından da önem teşkil etmektedir.

Prostat Kanserinde Tedavi Seçenekleri

Erken evre prostat kanseri için iki tedavi vardır; ışın (radyoterapi) tedavisi ve ameliyat. Bunun yanı sıra, bu tedaviler sonucunda hastada bazı olumsuz etkiler kalmaktadır. Örneğin; cinsellikte problemler, idrar kaçırma gibi yan etkiler gözlenmektedir.… Aynı zamanda hormon tedavisi ve kemoterapi de prostat kanseri tedavisinde seçenekler arasında yer almaktadır. Tabii ki bu durum, kanserin bulunduğu evre ile çok bağlantılıdır. İlerlemiş, erken tanı konamamış prostat kanseri, diğer kanser türlerinde olduğu gibi kolay tedavi seçeneğinden uzaklaştırmaktadır. Birinci evrede hastalık kandaki PSA değeri, ultrason ya da rektal muayene yöntemleriyle kanserin ilerlemesini takip edebilir. Böylelikle bazı hastaların tedavilerinde kolaylık sağlanır ve sadece gereken tedaviler uygulanır, gereksiz tedavilerden kaçınılır.

Son zamanlarda klasik cerrahi yerine robotik cerrahi de ön plana çıkmaktadır. Robotik cerrahide Da Vinci isimli bir robot kullanılır. Ancak ameliyatı robot yapmaz. Her cerrahi işlemde olduğu gibi ameliyatı cerrah yapmaktadır. Ameliyat esnasında Da Vinci isimli robot, hastanın üzerine uygun bir şekilde yerleştirilmektedir. Robotun kolları konsol yardımıyla cerrah tarafından yönlendirilmektedir. Robot sisteminin gelişmiş sistemleri sayesinde ameliyat kolay geçmektedir. Ameliyat sonrasında iyileşme süresinin kısaldığı ve sosyal yaşamı olumsuz anlamda etkileyecek problemlerin azaldığı gözlenmektedir.

Ancak günümüzde tartışılmakta olan bir tedavi yöntemi daha vardır. Birçok prostat kanseri olan hastanın yaşamına kolayca kısa bir sürede dönmesine yardımcı olan tedavi ameliyatsız prostat kanseri tedavisi (Fokal terapi) olarak geçmektedir.

Prostat Kanserine Ameliyatsız Mucizevi Tedavi: Fokal Terapi

Artık bu tür olumsuz etkilerin yaşanmasını engelleyen ve tıp dünyasını olumlu etkileyen çok önemli bir tedavi yöntemi daha bulundu. Bu tedavi yönteminin ameliyatsız prostat kanseri tedavisi olması merak uyandırmakta. Tedavinin ismi “Fokal terapi”. Fokal terapinin 5 yıllık kazandırdığı sonuçlar içinde %75 ilâ %90 arasında onkolojik başarısı da bulunmaktadır. Tüm organı baz almak yerine hasarlı olan dokulara yönelik tedaviyi sağlayan bu yöntem, içinde bulunduğumuz dönemde standart tedavi yöntemi olarak kabul edilmemektedir. Ancak gelecekte hayatımıza yerleşecek gibi durmaktadır. Güncel olarak hiç kullanılmayan bir tedavi yöntemi de değildir. Artık hastalara bir tedavi seçeneği olarak sunulmaktadır ama sadece düşük-orta riskli kanser hastalarına uygulanabilmektedir.

Fokal Terapi Nedir ve Nasıl Uygulanır?

Fokal Terapi, hiçbir sağlıklı dokuya zarar vermeden yalnızca prostatta bulunan kanser hücrelerini hedef alan bir tedavi türüdür ve anestezi ile birlikte, tek seansta, 30 ilâ 90 dakika arasında bir sürede yapılır. Tedaviye başlamadan önce prostatın durumu makattan girilerek kontrol edilir. Özel tasarlanan bilgisayar programıyla hedef alınacak dokular belirlenir. Daha sonra robotik bir program ile ultrason enerjisinin hedef aldığı dokuda ısı arttırılır ve o bölgedeki istenmeyen hücrelerin yok edilmesi sağlanır. İşlem sırasında her an görüntüleme yapılır ve tedavinin istenilen bölgede işe yarayıp yaramadığı izlenir. Böylelikle kanser; ameliyat edilmeden, bıçak altına yatmadan ortadan kaldırılır.

Fokal Terapi Yöntemi Esnasında Kullanılan Yardımcılar

  • HIFU (Yüksek Frekanslı Odaklanmış Ultrason Dalgaları)
  • CSAP (Krioterapi / Cryosurgical ablation of Prostate)
  • RITA (Radyofrekans / Radiofrequency Interstitial Tumor Ablation)
  • Fotodinamik Tedavi
  • MR kullanılarak HİFU (MRgFUS)
  • Nano-knife ablasyon (Elektrik akımı)

Son zamanlarda kullanılmaya başlanan Nano-knife ablasyonda, tedavi esnasında düz elektrik enerjisi kullanılmaktadır. Böylelikle çevre dokuya termal bir hasar vermemektedir. Uygulanan bölgede hücre bütünlüğü bozulmamasına dikkat ederek tedavi sağlanmaktadır. Nano-knife ablasyon ile başarılı sonuçlar alındığı da bilinmektedir. Diğer enerji türleri dokuda termal hasar vermektedir. Fokal terapide daha çok CSAP ve HIFU kullanılmaktadır. Hatta HIFU kullanılarak gerçekleştirilen fokal tedavi, standart ve normal bir tedavi olarak benimsenmiştir.

Fokal Terapi Herkese Uygulanabilir mi?

Fokal Terapi, öncelikle erken evrede tanı konulmuş, kanser hücreleri vücutta yayılmamış hastalar için uygundur. Aynı zamanda bu tedavi, daha önce ışın tedavisi görmüş ancak kanser hücrelerin prostat içinde tekrar görülmüş hastalar için de kurtarıcı bir rol üstlenmektedir.

Fokal Terapinin Amaçladığı Hedefler

  • Prostatın sağlam olan dokularına zarar verilmesinden kaçınılması
  • Komplikasyon olmadan, rahatça yapılması
  • Cinsel işlevlerin bozulmasını ve idrar tutma durumunun başarıyla korunması

Prostat Kanserinin Tedavisi Fokal Terapinin Avantajları

  • Tedavi, prostat dokusunun sadece kanserli dokularını yok etmektedir. Böylelikle normal prostat dokusunu korumaktadır.
  • Normal cerrahi işleme göre minimal şekilde kanserli dokuların oluşumuna etki eder. Kolay uygulanmaktadır.
  • İdrar tutma ve cinsel işlevlerinin korunabiliyor olması fokal terapinin ön plana çıkmasını sağlamaktadır.

Prostat Kanserinin Tedavisi Fokal Terapinin Dezavantajları

Prostas kanserinin tedavisinde kullanılan lokal tedavi, diğer tedavileri avantajları sebebiyle sollamaktadır. Ancak bu tedavi şeklinin de kendisine ait dezavantajları bulunmaktadır. Bu demek oluyor ki; prostat kanseri tedavisinde takip edilen ve kullanılan teknolojiye rağmen, kanserin bulunduğu bölgeleri belirleme konusunda daha çok çalışılması gerekmektedir.

  • Fokal terapinin, multiparametrik MRI kullanılarak da yapılabilmektedir. Ancak multiparametrik MRI kullanıldığında kanserli dokunun belirlenmesinde yetersiz kalıp kalmadığı konusu tartışılmaktadır. Düşük-orta riskli prostat kanserinin belirlenmesinde yetersiz olabiliyor. Bunun sonucunda ise eksik tedavi ortaya çıkmaktadır.
  • Prostatın tamamen çıkarıldığı cerrahi işlemlerde, ameliyat öncesi ve sonrası patoloji sonuçlarında farklılıklar gözlemlenmiştir. %25 ilâ %30 oranında hastanın yetersiz ya da fazladan tedavi gördüğünü göstermektedir.
  • Fokal terapi tedavisi yetersiz kalması, sonra yapılması gerekecek bir cerrahi işleminin zorlaşmasına sebep olmaktadır.
  • Yüksek riskli kanser hastalarındaki etkisi hâlâ tartışma konusudur. Düşük-orta riskli prostat kanserlerinde başarılı tedavi sonuçları mevcuttur.

Olumsuz Yan Etkiler

Fokal Terapi, hastayı hiçbir zararlı ışına maruz bırakmadan ya da ameliyat sonucu yara iyileşmesi gibi sorunları ortadan kaldırması sonucunda hiçbir olumsuz yan etkiye yer vermemektedir. İşlem sonucunda hasta aynı gün eve dönebilmektedir ve bir veya iki gün gibi kısa bir süre sonda takılı kalmaktadır. Günlük yaşamlarına çok kısa sürede dönebilmeleri hastalar için oldukça büyük bir avantaj taşımaktadır.

Yukarıda anlattığımız her şey sadece bilgilendirme amaçlıdır. Sizin için en iyisini doktorunuz bilir. Şüphelendiğiniz bir durum varsa mutlaka en yakın sağlık kuruluşuna gidin ve gerekli işlemleri yaptırın. Eğer kanser hastasıysanız, doktorunuzun verdiği bilgilerle hareket edin. Tedavi seçeneği olarak ameliyatsız prostat kanseri tedavisi olan fokal terapiyi önermiyorsa üstelemeyin. Çünkü doktorunuzun mutlaka bildiği bir şey vardır.

 

Değerli Yorumlarınızı Bekliyoruz.